İZNİK ÇİNİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

EY GÜZEL TÜRKİYEM, HER YANIN TARİH, HER YANIN MEDENİYET

İZNİK ÇİNİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

Türkiye coğrafyası bir başka gerçekten. Nereye baksan, nereyi kazsan altından bir tarih, tarihi eser, bir medeniyetin izleri görülüyor.

Bu tarihi eserler gündelik basında da sık sık yer alıyor. Ele geçen tarihi eserler, kazanılan yerler.

Bu hususta daha özenliyiz galiba.

Klaus Simit’in ortaya çıkardığı Göbekli Tepe, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden oldu.

Bu konuda bir hayli kitap var. Arkeoloji Dergisi bu konuda özel bir sayı yaptı. Gündelik basında da sık sık yer alıyor.

Oraya seferler düzenleniyor. Gidip görmek isteyenler var.

Bizde müzecilik fikri ciddi ve bilimsel olarak Osman Hamdi ile başlar. Osman Hamdi bir başka insan. Resim var, iyi bir ressam. Daha başka, bizde Güzel Sanatlar Akademisini ilk kuran insan.

Böyle insanlar oluyor. Remzi Oğuz Arık, Zubeyr Koşar, Oluş Arık.

Remzi Oğuz Arık’ın adı Hititlerin başkenti Hattuşaş’taki müzeye verildi. Hasan keyf’te ki baraj altında kalması muhtemel tarihi eserler taşınıyor. O taraflara gittim ben. İnanılmaz güzel yerler. Mardin, Midyat… Sanki Allah(c.c) özene bezene yaratmış buraları.  Bakmasını bilene.

İnsan buralarda düşünmeye başlamış, bilim buralarda doğmuş.

Tales yıldızlara bakarken çukura düşmüş. Herakleitos bütün batıyı etkilemiş. İdealist felsefe, materyalist felsefede Herakleitos’tan esinlenmiş.

Cezeri gibi büyük alimler,Yunus’lar, Mevlanalar. Herodotlar bu topraklarda mayalanıp türkü tutturmuşlar.

İznik’te uzun yıllar bir kent müzesi lafı sürüp gider. Çarşamba sohbetlerinden başlamak üzere hep sözü edilir. Bursa Kent Müzesi kurucuları Süleyman Paşa Medresesi’nde bu konu için davet edildi. Bir panelde konuştular. Öyle ki, Raif Kaplanoğlu o sırada bende panel sonrası bir takım şeyler anlattım.
beylikdüzü bayan escort
avcilar bayan escort
türbanlı bayan escort

Müze genelde ikiye ayrılır. Arkeolojik Müze, Etnografik Müze. Daha sonraları Kent Müzesi adı altında bir başka forma dönüşen bir yanı da var.

Dilek İznik’te yayınlanan Doğuş Gazetesi’nde İznik Efsaneleri hakkında yazılar da yazdı.

Eğer işittiklerim doğru ise İznik Çini ve Etnografya  Müzesini Dilek’le, Turgut Tuna hazırlamışlar.

İznik halkı iki isme de aşinadır. Turgut Tuna uzun yıllar Uludağ Üniversitesi’ne bağlı İznik Çinicilik Yüksek Okulu’nun Müdürlüğünü yaptı.

Ve en sonunda bir çinicilik müzemizde oldu.

İznik Çinisi pek ünlüdür. Burada yapılan çiniler özellikle Mimar Sinan tarafından birçok yerde kullanılmıştır. Özellikle camilerde. Rüstem Paşa Cami bütün ihtişamı ile bu çini sanatının gösterildiği bir yerdir.

Bütün ihtiyaç saray tarafından düzenlenir. Ve İznik’te gönderilir. İznik Çini fırınlarında üretilir. İznik kırmızısı pek ünlüdür.

Bu çini müzesi ancak eldeki malzeme ile yapılabilmiş.

Birçok müzede yer alan, British Museum falan gibi yerlerde yer alan çini örneklerinin fotoğrafları, Sanberk Müzesinde yer alan eserler yine öyle. Yanında bir takım açıklamalar yer alıyor.

İznik’in tarihsel serüveni anlatılmış.

İznik maketi yine yer alıyor. Etnografik şeyler var. Çini fırını.

Ben bir şeyi hiç yapmamaktansa, olabildiği kadar yapmak gerekir derim.

Gidin gezin.

  1. Murat Hamamı eskiden ne halde idi. Üstünde bir ev vardı ve bir aile yaşıyordu.

Gide gide bu hale geldi. Roma yolu ortaya çıktı. Bir cafe’si var. Çiniciler var. Yani bir hayatiyet kazandı.

Eh, çok ünlü bir söz var. “Daha iyisi Şam’da kayısı” Daha iyisi olamaz mıydı?

Elbette olurdu.

Ama olan bu.

Elimizdeki ile yetinmesini bilelim. Bak o zaman daha huzurlu, daha mesut oluruz.

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.