EKONOMİ ÜSTÜNE

Ekonomi deyince aklıma şu ünlü hikaye gelir.

Nasrettin Hoca ile Timurlenk hamama giderler, peştamalleri alıp içeri girerler. Biraz sohbet ettikten sonra, Timur Hoca’ya: “Hoca, söyle bana ben kaç para ederim, diye. Hoca’da bir müddet düşündükten sonra, hımm der ve ekler “3-5 kuruş edersin” diye yanıt verir. Timur güler “Yapma yahu hoca, bu üstümdeki peştamal o kadar eder” der. Hoca’da “Bende zaten o parayı ona vermiştim” der.

Ekonomiyi iyi bilen, ehil insanlar var.

Hani ya bir adam için on para etmez bir adam derler ya, o türden insanlar değil.

Bundan 3 bin 600 yıl önce Hitit tahtına oturan 1. Hattuşili bugünkü Çorum merkezinin bir saat uzağındaki Hattutaş Kentini Hititler’in başkenti yaptı. Tarihe bir katkısı da Suriye’den getirdiği katiplere yazdırdığı tabletlerle Hititlerin yazılı arşivlerinin temelini atması oldu.

Malatya-Elbistan civarında olduğu düşünülen Hurma şehrinde meydana gelen bir olay hakkındaki bir tablette Kral Hattuşili’nin Hurma şehrine yönetici yaptığı bir çömlekçi hakkında geçen olay anlatılır.

Ispudasinara çömlekçi idi.

Hurmalı Askalıya onu aldı.

Onu Udahzimi kentinde yönetici yaptı.

Askaliya onu öldürecekti ve onu hapishaneye koydu.

Fakat Askaliya’da sorun çıktı.

Onu hapishaneden bıraktılar.

Ve o Askaliya’ya söyledi.

Sen haklısın.

Krala saygısızlık yapıyorsun.

Bir çömlekçi sadece yönetici yapılmamıştı, kendisine hata yapıldığını da söylemişti.

Eskiden Ticaret okullarında “Mal Bilgisi” ve “Büro Lamersiyal” diye dersler vardı. Ve bence çok ta yararlıydı. Ve Büro Lamersiyal derslerinde Defteri Kebir diye bir ders vardı. Bu defterde Gelir-Gider hesabı tutulurdu.

Ekonomi bu iki temel paradigme üstüne inşa edile gelmiştir.

Alış-veriş. Bir şey alabilmek için karşılığında bir şey veriyorsun. Bu önce bir başka mal ile ve daha sonra para karşılığında olmuş.(Bkz. Paranın Tarihi)

Ve bir takım iş yerleri, işletmeler bir takım işler yapmışlar. Karşılığında para almışlar.

Kent Devletlerde başta kim varsa Kral Senyörler, imparatorluklarda Padişah Sipahiler aracılığıyla vergi almış ve gerekli yerlere harcamalar yapmışlar.(Geniş ve akademik bilgi için Bkz. Weber, Toplumsal ve Ekonomik örgütlenme Kuramı)

Bu işler için düşünen insanlar olmuş, okullar açılmış. İktisat, ekonomi ile meşgul olan insanlar yetişmişlerdir.

Bu süreci dikkatli ve özenli bir biçimde izleyen iktisatçılar, doğal yolla kendiliğinden gelişen bir kuramı tespit etmişlerdir. Bu kuramın esasının Pazar ekonomisi olduğunu söylemişlerdir.

Adeta bir gizli el bu yolu, yöntemi ortaya çıkarmıştır.

Bunun üstüne çok yaygın bir biçimde düşünülmüş. Bunun üstüne iktisatçılar temel ilkeleri ortaya koymuşlardır. Hindistan’da ki Bombay’da yer alan açık Pazar ele alınarak teorileştirilen şey şu:  Pazara her türlü mal girer, arz edilir ve arzla-talebin kesiştiği yerde fiyat belirlenir.

Chicago okulundan Friedman bu teoriyi geliştirir.(Bkz. Atilla Yayiz, Liberal Bakular)

En parlak dönemini Reagon, Teacher ve İsrail, Türkiye’de Özal döneminde gösteren bu teori giderek bütün dünya da tutmuştur.

Eksiklikleri görülmüş, giderilmeye çalışılmıştır.

Bütün dünya da görülen büyük buhranlar, örneğin 1929’da ki Keynesyen buhranı bir teori ile çözülmüştür. Zaman zaman görülen kriz ve bunalımlar yeni bir takım tedbirler geliştiren iktisatçılar tarafından çözülmeye çalışılmıştır. Nobel Ekonomi ödülü alan çok ünlü ekonomistler vardır.

Dünya iki kutuplu bir dünya iken Gorbaçov ile birden değişmiş, küreselleşen ve bu arada yeniden içe kapanan, milliyetçilik duygularının yükseldiği bir dönemde yeni arayışlat olmuştur.

Bir ara bollaşan para, şimdi daralmıştır.

Liberal ekonomi özgürlükçü rejimlerde yeşerir, boy verir ve çok verimli sonuçlara yol açar. Özgürlükçü ve Hukukun üstünlüğüne kapı açar. Kumandalı ya da devletçi ekonomi genellikle otoriter ve totaliter rejimlerde görülür.

Görülen bir takım sıkıntılar, arazlar, arızıdır. Öyle sürüp gitmez. Alınan köklü ve akılcı tedbirler ile giderilir.

Şimdi de görülen krizin arızı bir şey olduğunu, küresel bir takım nedenlerden ileri geldiğini söylemek mümkün. Bu bütün ayrıntıları ile görülüyor. Kimi ülkelerin vergi duvarlarını yükseltmesi, başka ülkelerde yaptırdıkları ucuz ekmekle fason malları artık yaptırmaması, savaş ve göçlerle büyük sermaye akışı, bazı ülkelerin git gide yükselmesi ekonomik dalgalanmalara, kırılmalara yol açmıştır.

Ünlü düşünür Katarani “Bir zamanlar devlet ulusu, bir ara ulus devleti, şimdi ise sermayenin her ikisini de evirip çevirdiğini” söyler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.