YANIYOOOR…

24 Haziran seçimleri hikayesine 100 günde neler yapıla­caktı, neler.

Temmuz, ağustos, eylül geçti 100 gün bitti.

Neler oldu? Hemencecik uyarayım: .Elektrikleri söndürün, yanıyooor. Suyu kapatın, kullanmayın. Zam göleti içinde boğulursunuz.
halkalı escort
avrupa yakası escort
fatih escort
Demek yüz günde neler olacağı belli oldu.

Şimdi düğünlerde küçük altın (Çeyrek altın) hikayeleri anlatılıyor. Mesele artık yerel olmaktan çıktı, Türkiye’nin düğün dernek sorunu oldu. Yaz bitti, düğün dernek olayları azaldı da şimdilik sessizlik hüküm sürüyor. Ama, Ülkenin bazı yörelerinde “Ben senin cemiyetine küçük altın takmıştim, sen benim cemiyetime gelmedin bile, o taktığım altını iade et deyip işi icra yollarına kadar götürenler bile var.

Demek toplum olarak ne hale gelmişiz.

Eskiden elektrik, su belediyelerde idi, her ikisi de kamusal hizmetten sayılıyordu, elektrik-su bedelleri bazen yılda birkaç kez de ödenirdi, önemli bir rakam değildi.

Şimdi açın bakın irsaliyelere şaşırırsınız. Arızası olmayan elektiriğin, suyun tamir paralarını bile ödetiyorlar, kardeşim ne arızası diye soramıyorsun bile.

Tabii bu arızalara yapım bedelleri, ekleniyor. Yapanlar ise müteahhitler. Sırf bir koyundan iki post çıkarmak için işi sağlam yapmıyorlar, şike yapıyorlar, oldu deyip işi öylesine teslim ediyorlar, yada yarım bırakıp kaçıyorlar. Hadi bakalım işi yeniden yap veya yaptır. Yani yeni bir maliyet daha. Eeee bu paraların hepsi bizden çıktığı için belediyeler, yada kamu kuruluşları zararı tükenden yani bizlerden onarım, tamir ne ise adı onun altında tüketiciden alıyor. Millette tıpış tıpış ödüyor.

Dahası mahallende yeni su şebekesi döşeniyor, çalışan eleman bağlantı borularının bile altının besleneceğini bilmi­yor, Evlat o boruların altını doldurun, sıkıştırın yoksa yoldan bir ağır araç geçtiğinde toprak çöker, bağlantı kopar dediğimizde yüzüme öyle bir bakıyorki -Sen ne anlarsın be herif der gibi fırça da yiyoruz. Ama iş noksan yapılıyor, aynı günün gecesi saat ilerlemiş, herkes uykuya dalmış, mahallede gürültü­ler, makinaf kepçe , araç sesleri uykumuzu bölüyor. Çıkıp bakıyoruz ne oluyor diye, gecenin 02 sinde söylediğimiz yerden borular kırılmış, patlak vermiş su sokakları doldurmuş. Haydi bakalım tam ekip işi yeniden yapmağa çalışıyor, kalabalık bir ekip çalışması, karanlıkta, hepsini tanıyamıyorum. O gündüz ki bana fırça atanı tanısam, şu itin yüzünden bu arıza oldu, atın bunu çamurlu kuyuya diyeceğim ama, tanıyamadım.

Şimdi basit bir hatanın maliyeti bu. Ama bedelini biz ödüyoruz.

Eskiden resmi dairelerde bile elektrik açma düğmelerinin yanına yazılırdı: “Luzumsuz ise söndür” .Evet, tutumlu olunarak, tasarrauf ile hizmetler artırılırdı, şimdi israf devri. Hele hele o teknolojinin getirdiği bilgisayarla yazışmalar. Düşünün eskiden yarım dosya kağıdının yarısı ile dava açılır­ken harçlar yazılır üç nüsha idi bu makbuz, biri dosyaya, biri koçanda kalır, biride dava açana verilirdi. Yani hepsi bir dosya kağıdı tutmazdı. Şimdi dava açarken harcanan kağıtlar kaçtane biliyormusunuz tam sayfa yani tam dosya kağıdı 7 tane.

Haberiniz varmı bilmiyorum ama son aylarda Türkiye ka­ğıt ithal ediyor. Kağıtsızlık vede maliyet ve birazda işleri gizlemek için herhalde artık resmi gazete de basılmıyor.

Yani kimsenin ne olduğundan haberi olmayacak.

Yanıyoooor. Yansa bile.           Hoşça kalın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.