HEY BE KOCA BALIKÇI SEN OLMASAYDIN BÖYLE BİR BODRUM OLUR MU İDİ?

Asıl adı Levat Şakir, fakat öyle ki Bodrum’un Karya döneminde ki adını alarak Halikarnas Balıkçısı adı ile büyük bir ün sahibi olur.

Kısaca söyleyecek olursak verdikçe verir. Neler vermemiş ki ?

Yahu hayatta hiçbir kimseye özenmedim. Olanca gücümle kendim olmaya neysem o olmaya, imkan ve istidatlarım oranında kendimi gerçekleştirmeye çaba gösterdim.

Ama Halikarnas Balıkçısına özendim.

Bütün kitaplarına sahip oldum. Hakkında yazılan – çizilen her şeyi okumaya gayret ettim.

Şadan Gökova, Çınar Çığ, Nevin Köylü geldiklerinde Şadan, Halikarnas Balıkçısı’nın imzalı bir kitabını Turgut Reis’i getirdi.

Eskiden evimde iki resim yer alırdı. Bunlardan biri Ara Güler’in çektiği bir balıkçı fotoğrafı ve bir de Mahatma Gandhi’nin.

İkisini de sevmiştim.

Şimdi konu Cevat Şakir… Cevat Şakir, Şakir Paşanın Oğlu. Ünlü tarihçi Sadrazam Cevdet Paşa onun amcası.

Oxfort’da modern çağlar okuyor ve Oxfort’un büyük kitaplığından gümbür gümbür yararlanıyor. Bir haylan kızla evlenip yurda dönüyor. Bütün aile sanatçıdır( Şakir Paşa Ailesi )

Geldiğinde dergilere resimler yapar yazılar yazar.

“Resimli Ay” dergisinde yazdığı asker kaçakları ile yazdığı bir yazı yüzünden İstiklal Mahkemesinde Zekeriya Sertel’le birlikte yargılanır. İdam cezası ile yargılanır. Daha sonra Zekeriya Sertel Sinop’a, Cevat Şakir Bodrum’a kalabet olarak yollanır. Yani sürgün. (Zekeriya Sertel, Hatırladıklarım, Halikarnas Balıkçısı, Mavi Sürgün)

Erden Kıral bu serüveni, Oedipus kompleksi çerçevesi içinde bir belgesel yapar.

Halikarnas Balıkçısı Bodrum’a asker eşliğinde karayolu ile gider. Bodrum o yıllar kuş gelmez, kervan geçmez bir yer. Küçük bir kasaba. Geçen günlerde onunla ilgili çok güzel makale ve yine koca iki sayfa Halikarnas Balıkçısı ile ilgili resim ve yazılar vardı.

Eski Bodrum… Fotoğrafları.

Halikarnas Balıkçısı’nın “ Merhabası” ünlüdür. Bu başka tür “Merhaba”dır. Dünyanın kirinden- pasından arınmış bir Merhabadır. Ve gürül gürül gelen bir merhabadır.

Bir gün ünlü bir tiyatro topluluğu gelir. Yanlış hatırlamıyorsam Turan Oflazoğlu Halikarnas Balıkçısına rastlar. Ayak üstü bir sohbetten sonra onu oyuna davet eder.

Halikarnas Balıkçısı oyuna gider. Önde bir yere oturur. Oyun başlar devam edip gider. Bir yerde oyun içinde şöyle bir tirat vardır. –Merhaba Antonius, diye.

Ne ki Halikarnas Balıkçısı uyuklamaktadır. Merhaba sözcüğünü duyar duymaz gözlerini açar, o gür sesi ile “Merhaba” diye çağıldar.

Merhaba sözcüğü Farsça bir sözcüktür. Bizden yana, benden yana güvenliktesin anlamına gelir.

Cevat Şarki bir ara İstanbul’da Rıfai Dergahına gidip gelir, başında takkesi ile.

O Bodrum’a geldikten sonra Bodrum bir başka Bodrum olmaya başlar.

Deniz, deniz insanları ile dost olur. Onlara yeni sünger avlama yöntemleri öğretir. Daha dünyanın dört bir yanından, bitkiler, çiçekler, ağaç fideleri getirtir. Onları diker, büyütür.

Mimozalar, Palmiyeler…

Ceplerine çiçek tohumları doldurur. Dağ-Bayır gezer onları eker.

Evinin bahçesinde bir takım saksı çiçekleri vardır. Eşi görmesin diye duvardan atlayıp onları dostlarına verir, hediye eder.

Yakın dostluklar kurduğu arkadaşları ile “Mavi Yolculuk” adı altında Ege’nin, Arşipel’in güzelliklerini gösterir anlatır.

Bunlardan biri Sabahattin Batur benim “Teknik Hizmetler” hocamdı.

Bir tiyatro artisti, oyuncusu gibi ders anlatıyordu.

Anadolu uygarlıkları, Anadolu efsaneleri, romanlar ve öyküler. Dopdolu bir hayat.

Derya adlı bir sandal ve onun içinde enginlere açılan bir hayat.

Aynı yıllarda Hüsamettin Bozok onun ilk öykülerini yayınlıyor.

Yine o yıllarda Şefim İleri “Her Gece Bodrum” diye bir romanla ön plana çıkıyor.

Şimdi Bodrum da ne varsa o güzel hayattan yana olan adama borçludur.

Ne ki bir hüzün.

Bodrum da mezarı bakımsız , terk-i diyar eylemiş.

Kaldığı ev kilitli, berbat bir halde.

Gel de kızma hüzünlenme.

Ah, insanoğlu ah. Ne diyeyim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.