GÖL VE SU

0

İznik Gölü teletonik bir yapıya sahiptir.

Karsak-Orhangazi arası yükselti oluşu baraj-set gölü oluşumunu da andırır. Hatta, Dünya da ilk haritalardan birinde Sakarya Nehri’nin Mekece Çerkeşli-Kaynarca vadisinden İznik ve Gemlik Körfezi’ne aktığını coğrafya derslerinden hatırlarım. Ne derece doğru bilemeyiz ama göl çevresi suların akışı, hatta göl sularının yükseldiği yıllarda –ki 1960’lı yıllar dahil- Orhangazi’deki DSİ’ye ait göl kapaklarının açılarak fazla suların Karsak Deresi’nden Gemlik Körfezi’ne akıtıldığı senelerce izlemişimdir.

Sonraki yıllar Gemlik Azot Fabrikasına 30-40 çaplı boru döşenerek fabrikanın ihtiyacı karşılandı.

Bu arada yani 1960’lı yıllar 70’li yıllarda gölde su fazlalığı araştırıldı ve ardından DSİ Orhangazi ve İznik ovalarını sulama projelerini geliştirip işleme koydu.

İlk pompa Keramet 1976 da hizmete açıldı. 1978 de Boyalıca pompası aksadı ve 1980 de(12 Eylül 1980) ihaleye çıkarıldı, 2 yılda tamamlandı. Dırazali pompası da gecikmeli yapıldı ve 1985’lerde hizmete açıldı.

DSİ gölden su alarak arazilerin sulanmasını sağladı ve tüm Orhangazi, İznik Ovaları sulu ziraata dönüştü.

Çok uğraşmamıza rağmen –yerel siyasette ve Bursa Barosu olarak- Kargil fabrikasını Orhangazi- Gürle altında kuruluşunu engelleyemedik. 1990’lı yıllarda, 2000’li yıllarda siyasi iktidarlar “Amerika’ya söz verdik” diyerek bu nişasta fabrikasının kurulmasına öncülük ettiler.

Kargil fabrikası günlük 3000 m3 su harcıyor. Ve bu suyu gölün yer altı beslemelerinden olan Karsak kavşağının karşısındaki boş arazi yüksek fiyatla satın alarak orada açtıkları derin kuyular ile gölü besleyen en önemli yer altı su kanalını ele geçirdiler. Bu çok önemli bir su kaybıdır.

Bunların yanında köylerimizde yapılan göletler ile göle akan suların biriktirilmesi sonucu göle akan sularda azalmalar oldu. Yine göl çevresindeki küçük derelerde tarımda kullanılır hale gelince gölün beslenmesi azaldı.

Nostaljik oldu ama 1979’a kadar çarşının iki tarafından akan Lefke kapıdan -Justinyen tarihi su kemerinden gelen Dereköy ovasından çıkıp gelen su- dahi akmaz oldu.

Kısacası göle ulaşan su kaynaklarını bir bir körelttik. Şimdi göl yağmur suyu ile besleniyor. Bir Karadere kaldı. Ona da baraj yapılıyor, birkaç sene sonra oradan da su akmayacak.

Şimdi herkes düşünmeden söyleniyor: Gölün su seviyesi çok düştü, göl çekiliyor, göl kuruyacak…. Üst ve alttan gelen su kaynakları azalınca veya kesilince göl ne yapsın.

Hiç korkmayın. İznik Gölü deniz seviyesinden 60 metre yüksekte, derinliği de 80 metre.

Ne kadar kurursa kurusun, sonuçta 20 mt derinliğinde bir çukurda su kalır.

Canım kapladığı alan 308 km2’dir. Bu suların hepsi çekilmiş olsa eh geriye kalan büyükçe bir gölet olur. Bizde o zaman göl demeyiz de daha küçüğü anlamında “gölcük” deriz, olur biter.

Şaka bir yana biz hep buna benzer şeyler yapmıyor muyuz, yapıyoruz.

Bitmez dediğimiz neleri bitirdik.

Birde, tabii kaderciliğimiz var. Göl biter mi? Bitmez canım, hem ne zaman bitecek ki, belki yüz sene sonra, amaan sende o zamana kadar neler neler olur, Allah Kerim. Bu düşünce anlayışı ile neler bitmedi. Hiç merak etmeyin gölde biter.

Tüketmek için her şeyi yaptığımız şu 21. yüzyılda neler neler tüketeceğiz, bilemeyiz.

Bildiğimiz ömürler tükeniyor.

Ne diyelim: Sular kadar ömrün olsun.

Hoşça kalın.

 

 

 

Leave A Reply

Your email address will not be published.