OYUNLAR BÜYÜK

Geçen akşam uzun süren bir televizyon programı izledim. Siyaset dışı ve daha çok teknotrat kadroların oluşturduğu bu programın konusu daha çok askeri silahlar üzerine kurulu idi.

Pekçok yeni silahın ülkemizde üretildiğini öğrenmiş olduk. Özellikle insansız hava araçlarının çok önemli görevler üstlendiğini ve bunları da başarılı bir şekilde hem ürettiğimiz hemde teröre karşı kullandığımız ortaya çıktı.

Silah sanayi konuşulurken üzerinde özellikle durulan modern silahlar üreten ileri ülkeler ile olan bağlantılarımızın da değerlendirilmesinin yapılmış olması ayrı ve bilgi akışı idi.

Bu arada devlet kademelerinde yıllarını vermiş teknik kişilerin ve emekli subay Babüroğlu’nun açıklamaları gerçekten izleyenlerde hem bilgi ve hemde hakkaniyet ölçülerinin ölçüleni hatırlatması bakımından çok çok güzeldi.

Ben şahsen yıllardır düşünce dünyamda Türkiye’nin Dünya siyasi blokları içinde yer almasına rağmen -ki bazısı zaten zorunluluktur, Birleşmiş Milletler gibi, Avrupa İnsan Hakları Birliği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri gibi, bazısı da mecburi olmasa da birlik içinde olmanın yararları vardır. Avrupa Birliği gibi, Nato gibi, İslam Birliği gibi.

Ancaaak, bu birliktelik ülkemizin çıkarları doğrultusunda kullanıldığı ölçü de yararlıdır. Yani bu birliklerin her dediği ülkemizi ilgilendiren konularda ülkemizin çıkarlarına uygun ise kabul, uygun değil ise sonuna kadar hayır deme imkanı ve kararlığı içinde olmamız kaydı ile olmalıdır.

Keza ikili ilişkilerde de aynı ölçü esas olmalıdır.

Dost dediğimiz, müttefik dediğimiz ülkelerin bizim ülkemiz aleyhine en küçük bir karar veya davranışa karşı çıkabildiğimiz sürece de bu birlikteler yararlıdır.

Bu ölçüyü tüm Dünya ülkeleri kullanmaktadırlar. Ve bu ölçü yanlışta değildir, kimseninde birşey demeye hakkı yoktur.

Bu programdan esinlendiğimi belirtmek isterim. Yalnız bu ölçülerin son zamanlarda bazı ülkeler ile aramızdaki uzaklaşmış mesafesini hemencecik yakınlaştırılması gibi kısa süreli çözümler getirmesini de endişe ile karşılarım.

Son zamanlarda dikkatimi çeken uygulama bu olmaktadır.

Hollanda ile, Almanya ile ve daha bir çok Avrupa ülkesi ile aramız “Ey Avrupa …” hikayesine epey açılmıştı. Bazısı ile de Büyükelçilerimizi bile indirgemiştik. Şimdi ne oldu da hemencecik Büyükelçilik seviyesinde yakınlaşmalar başladı. Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Kamuoyunun bu noktalarda aydınlatılması gerekmektedir.

Güney bölgemizde Suriye ve Irak’ta Kandil meselesi başta olmak üzere Nato üyesi ABD ile ciddi boyutta PKK/PYD/YPG sıkıntıları yaşanırken dostluk yanında o bölgelerde müttefikliği sürdürebilmesinde akılkarı bir olduğunu sanmıyorum.Yani 35 senedir Türkiye düşmanlığı yapan bir terörist kuruluşa her türlü desteği vermede devam eden ABD ile aynı konuda işbirliği yapmamızın çok yanlış olduğunu düşünüyorum.

Bizim gibi o program katılanlarında bu endişelerinin olduğu açık.

Kısacası düşmana silah temin eden dost ile savaş kazanılmaz. Her an için hançerleneceğini bilmelisin.

Dostluk ölçülerinin çok daha net belirlenmesi gerekir. Aksi halde kaybedenlerden oluruz.

Hoşça kalın.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.