GİZLİ KALMASIN…


1999 yılı depreminden sonra İznik’e geldik.
Hemen ilk iş olarak İznik’i tanımak istemiştim. Ve bir broşür, bir bankanın hazırladığı broşür
vasıtası ile tarihi, tarihi yer ve kimseler hakkında bir hayli bilgi topladım.
Sarı Saltuk, Davudi Kayseri, şeyh Kubbettin, Eşref Rumi gibi büyük bilginlerin mezarlarının
yerlerini öğrendim, ziyaret ettim.
Evime giderken Afyon Dede mezarı vardı.
Bayraklı Dedeye gitmelerim az olmadı.
Bu arada yeni dostlar ediniyordum. Bu önemlidir. Dostluk insan hayatında önemli bir yer
tutar.
Bir insanın her zaman, her yerde aynı tınıları yakalaması mümkün değil. Uğradığım pek çok
yer dışında genelde şimdiki karakolun altındaki küçük kahve bir hayli birikimi olan
kimselerin gidip oturduğu bir yerdi.
O kahveye gidip gelmeye başladım. Seviyeli sohbetler yapılıyordu.
Bir gün Adil Can’ın atölyesine uğramıştım.
“Erdoğan, sana bir şey söyleyeceğim, dedi. Benim daha önce yazı yazdığımı biliyordu.
“Doğuş” gazetesinde yazacaksın, dedi.”
Ben çok yorulmuş ve artık dinlenmek istiyordum. Peki yazmasam ne olacak, dedim.
Yazmazsan buraya gelemezsin, dedi. Gelirim, dedim. Sen gelirsen ben çıkarım, dedi. İyi
dedim. Ben Nursan’la otururum, dedim.
Allem etti, kalem etti, beni “Doğuş” gazetesine götürdü. Rahmetli Kenan Oğuz ile tanıştırdı.
İlk yazım göl kıyısında oturup kitap okuyan ve sonra göle giren bir kimse ile ilgiliydi.
Beni ilk kutlayan kimse Murat Sürük idi.
Ondan sonra sürekli olarak yine yazmaya başladım.
Siyaset ile ilgim yoktu. Genelde resim, müzik, edebiyat, sanat üstüne yazılar yazıyordum.
Bir çok arkadaşla bir araya gelip güzel şeyler yapmaya çalıştık.
Bunların en uzunlarından biri “ÇARŞAMBA SOHBETLERİ” adı altında yapılan uzun süreli
sohbetlerdi. Katılım çok büyük idi.
Çok güzel bir filizlenmeye yol açan bu toplantı sonucunda yeni bir üniversite binası yapıldı.
Artık her yerde vardım.
Kütüphane binasını modernize ettik. Kaymakam Hüseyin Avcı’dan “Teşekkür Belgesi” aldık.
İznik’e yapılan ve İznik’e hizmet olsun, yararı olsun diye yapılan bütün faaliyetlerin içinde
yer aldım.
Bunun İznik’e sosyalleşme ve bu yolla bir şeyler kazandırma konusunda pek büyük yararlar
getirdiğine bütün kalbimle inanıyorum.
Erzurum Devlet Tiyatrosu’nun İznik’te bir oyun sahnelemesi fevkalade güzel bir olaydı.
Bir senfonik orkestranın İznik’te konser vermesi çok ama çok güzel bir olaydı.
Orkestrayı yöneten Cem Mansur’la görüşmemiz.
Sahi ne oldu onlara?
Turizm Derneği’nin getirdiği yazarlar ve onlar ile yapılan sohbetler.
Neyse.
Bir gün Lefke Kapı’dan aşağı doğru iniyorum. Rahmetli Erdoğan Savaş dükkanının önünde
oturuyordu. Eski belediye başkanlarından idi.
“Erdoğan gelsene biraz” dedi. Gittim, oturduk. Sohbet ediyoruz. Ve “Erdoğan, seni 1. sıradan
Meclis Üyesi yapmak istiyoruz” dedi. Ne diyorsun?
Ben “Abi çok teşekkür ederim, beni düşünmeniz beni hoşnut etti, ne ki ben siyasetle
ilgilenmiyorum, bu tür bir şeyde aklımdan geçmiyor” dedim.
Gazeteci yanım ortaya çıkınca bazen parti toplantılarına davet ediyorlardı.
Bir gün Refah Partisi toplantısında Fatih Erbakan gelecek dediler ve beni de davet ettiler.
Gittim en ön sıraya oturdum.

Fatih Erbakan geldi yanıma oturdu. O sıra fotoğraflar alındı. Bu fotoğraf basında yer aldı. Bir
söylenti, Erdoğan Refah Partili oldu, diye.
Bir öğretmen emeklisi Mithat bunu Doğuş Gazetesi’nde dile getirmiş. Rahmetli Kenan “Yok
yahu, Erdoğan abiyi toplantıya davet etmişlerdir, diye yanıt vermiş.
Böyle bir davet yine CHP Yönetim Kurulu Üyesinden geldi. Abi ben bu işlerle
ilgilenmiyorum, dedim. İlgilenen arkadaşlar var, onlara deyin, dedim.
Daha ilginç bir davet yine Refah Partisi’nden geldi. Bizim propaganda çalışmalarımıza gel,
diye.
Telefonla başkanı aradım. “Çok teşekkür ederim ama bu işlerle ilgilenmiyorum” diye.
Siyasetçinin kimyası başka.
Benim kimyam bu işler için müsait değil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here