İŞE YARAMADI


Türkiye, Cumhuriyetle birlikte demokrasi ve özgürlük ve bununda devamı olarak o günler için KARMA EKONOMİ. 1950’lerden sonra da özel teşebbüsü de önemseyen SERBEST EKONOMİ esası üzerine Devlet esasları düzenlenmiştir.

Bu temel esaslar bugün içinde doğrudur. 19. yüzyılın kartelteröstleri etkinliğini kaybetmiş, tüm Dünya kapitalizmin acımasızlığı kominizmin kısıtlılığına karşın 20 yüzyılda karma ekonomi, yada sosyal adalet üzere kontrollü ekonomi esaslarına dayanan sistemlere yönelmiştir.

Özellikle Devlet’in asli görevleri ağır basınca bu kez kişiyi üstün kılan serbest ekonomi esasına yönelik iktisadi sistemler öne çıkmış, karma ekonomi yada kömür yönetimlerinde ekonomik güç devletten alınarak özel sektöre devredilmeye başlanmıştır.

Türkiye şimdi bu aşamadadır. Ancak, çok hassas olan özelleşme ilkeleri özellikle son zamanlarda siyasi kadrolarca çok kötü bir şekilde hemde yozlaştırılarak Devlet’in aleyhine kullanılır olmuştur.

Çalışmaların adeta Devlet’i ekonomik yönden çökertme noktasına geldiğini söylemek mümkündür.

Neden böyle yapılmaktadır? Sorusuna tek cevap vardır: Kamu sektöründe olan ve özelleşme konusu olan kurum, kuruluş, fabrika her ne ise bunu ucuza kapatmak isteyen kişi veya kuruluşların kayırılması amaçlanmaktadır.

Bir örnek verelim, yaşadığımız olaydır: 1990 yıllardı sanırım 1995’ler olabilir. Telekom’un
özelleştirilmesi gündemde idi. O günün rayici ile 40 milyarlık değeri vardı. O fiyata da alıcılar var idi.

Mahkeme yolu ile bu işlemin önü kesildi, özelleşme yapılamadı. Oysa o dönemde Türkiye’nin dış borcu 35 milyar dolardı. Telekom işletme olarak özelleştirilip satılmış olsa idi, Türkiye’nin dış borcu kalmayacak, geriye de en azından 5 milyar dolar kasasında parası olacaktı. Bu olmadı, kaldı. Sonra ne oldu? Herhalde bundan 8-10 sene önce Telekom özelleştirildi ve bir yabancıya satıldı. Kaç paraya 6 milyar dolara, hemde 4 yıl ödemeli, taksitle. İşin acayip tarafı alan Arap zengini bu paraları da ödememiş.
İşte özelleşmenin Devlete olan zararı bu.

Bu sadece bu döneme mahsus ise de ileride başka başka daha akla gelmeyecek pek çok facialar yaşanabilir. Onun için, sistem değişimleri çok önemlidir, çok hassas konulardır. Bir işi yaparken 80 milyonun hakkının olduğunu hemde birkaç defa düşünüp, değerlendirmek gerekir.

“Ben yaptım oldu” anlayışı bu ülkeye telafisi imkansız zararlar verir. Telaş etmeyin “Herkes yapsın da olsun” diye düşünmek işim çözüm yoludur. Sözümüzün güncel karşılığı günlerdir tartışılıyor: Biri çıkıyor, bağırıyor “Ne yaparsanız yapın, Kanal İstanbul’u açacağız, kimse engel olamaz” buna karşılık İstanbul’un belediye başkanı kalkıyor: İstanbul Kanalı’nın zararlarını madde madde sayıyor, tam 15 madde. Haydi bakalım çık işin içinden. Çıkamazsınız.

Çıkamazsınız, o kanalda boğulursunuz.
Aklın yolu birdir, oradan gidin.
Hoşça kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here