SOFIA HİCRAN’DAN YENİ BİR DURAK: “KAÇ GECE”

0

 

Gazetecilik bazen sadece soru sormakla, cevap almakla ya da haber yazmakla sınırlı kalmıyor. Bazen yaptığınız röportajlar, kurduğunuz iletişim ve paylaşılan sohbetler sizi insanların hayatlarına daha yakından tanık eden bir noktaya taşıyor. Yıllardır bu mesleğin içinde birçok sanatçıyla, birçok isimle yollarımız kesişti. Kimileriyle bir haber vesilesiyle tanıştık, kimileriyle bir proje üzerinden konuştuk ve yolumuza devam ettik. Ama çok az insan vardır ki zaman geçtikçe yalnızca bir röportaj konusu olmaktan çıkar, hayatınızda dostluk kelimesinin içine yerleşir. Sofia Hicran benim için tam olarak böyle biri.
İznik Gazetesi adına daha önce Sofia ile gerçekleştirdiğimiz röportajlarda onun müziğe bakışını, üretim sürecindeki hassasiyetini ve sanat yolculuğundaki duruşunu yakından dinleme fırsatı bulmuştum. O sohbetlerden aklımda kalan en net şey, müziği onun için sadece bir meslek olarak görmenin mümkün olmadığıydı. Sofia, müziği yaşayan bir isim. Yazdığı, söylediği, hissettiği her şeyin merkezine samimiyeti koyan biri. Belki de bu yüzden ortaya koyduğu her işte bir gerçeklik hissediliyor.
Şimdi ise bu yolculuğa yeni bir halka ekleniyor.
Yeni şarkısının adı: Kaç Gece.
Bir şarkının ismi bazen o şarkının taşıdığı duyguyu önceden haber verir. “Kaç Gece” de tam olarak böyle bir isim. İnsan ister istemez düşünmeden edemiyor; bu şarkı hangi hikâyeden doğdu, hangi duyguların içinden geçti, hangi gecelerin birikimi oldu? Çünkü müzikte en güçlü şey, dinleyiciye kendi hikâyesini hatırlatabilmesidir.
Bu yeni çalışmanın söz ve müziğinde Erbil Erdan imzası bulunuyor. Şarkı yazarlığı, dışarıdan bakıldığında sadece kelimeleri bir araya getirmek gibi görülebilir ama işin aslı öyle değil. Doğru duyguyu, doğru kelimeyle buluşturmak büyük bir ustalık gerektirir. Bu anlamda Erbil Erdan’ın ortaya koyduğu yapı, şarkının temel taşı olarak dikkat çekiyor.
Düzenleme kısmında yine Erbil Erdan ile birlikte Ulasoff yer alıyor. Günümüzde müziğin teknik tarafı, en az duygusal tarafı kadar önemli. Bir şarkının dinleyicide bıraktığı etki, çoğu zaman görünmeyen bu teknik detaylarla şekilleniyor. Doğru bir düzenleme, şarkının anlatmak istediği hikâyeyi güçlendiren en önemli unsurlardan biri.
Mix aşamasında Erbil Erdan ve Mert Keçeli birlikte çalışırken, mastering süreci de yine Mert Keçeli’ye emanet edilmiş. Bu da prodüksiyon tarafında titizlikle çalışıldığını gösteriyor. Özellikle son yıllarda dinleyicinin beklentileri yükselmişken, teknik kalite artık bir tercih değil, zorunluluk hâline gelmiş durumda.
Şarkının müzikal kadrosuna baktığımızda da oldukça güçlü isimler görüyoruz.
Keyboard ve yaylılarda Yunus Emre Çelik, gitarlarda Mehmet Şenyaylar, bas gitarda Gökhan Obuz yer alıyor. Bu isimler, şarkının altyapısının ne kadar özenle kurulduğunu gösteriyor. Özellikle canlı enstrüman kullanımı, bugün hâlâ bir şarkının ruhunu ayakta tutan en önemli detaylardan biri.
Back vokallerde ise Sahra Gür ve Erbil Erdan bulunuyor. Bu da şarkının vokal yapısında zengin bir atmosfer kurulacağının işaretlerinden biri.
Ama bütün teknik detayları bir kenara bıraktığımızda, işin merkezinde yine Sofia Hicran’ın yorumu var.
Sofia’yı tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Onun en güçlü tarafı sesi kadar duyguyu taşıma biçimi. Bugün piyasada güçlü sesler var, teknik anlamda başarılı yorumcular var ama dinleyiciye gerçekten geçebilen, duygusunu aktarabilen isim sayısı çok fazla değil. Sofia bu noktada farklı bir yerde duruyor. Çünkü söylediği şeyle kurduğu bağ, dinleyiciye de yansıyor.
Belki bu yüzden onun yeni bir iş çıkarması benim için sadece bir “yeni şarkı haberi” değil.
Bu, emek veren, mücadele eden ve kendi yolunu inşa eden bir dostun yeni adımını görmek anlamına geliyor.
Sanat dünyasında kalıcı olmanın yolu yalnızca üretmekten geçmiyor; aynı zamanda kendin olarak kalabilmekten geçiyor. Sofia’nın bugüne kadar koruduğu en önemli şey de bu oldu. Kendine ait çizgisini bozmadan ilerlemek.
“Kaç Gece” henüz dinleyiciyle buluşmadan bile arkasındaki ekip ve hazırlık süreciyle dikkat çekiyor. Ama benim asıl dikkatimi çeken şey, Sofia’nın her işinde olduğu gibi bunda da aynı içtenlikle yoluna devam etmesi.
Bu bazen dışarıdan küçük bir detay gibi görünür.
Ama sanatın özü tam da budur.
Samimiyet.
İznik Gazetesi olarak daha önce röportajlarımızla yolculuğuna eşlik ettiğimiz Sofia Hicran’ın bu yeni çalışmasını heyecanla bekliyoruz. Çünkü bazen bir şarkının başarısını yayınlandıktan sonra değil, daha hazırlık aşamasında hissedersiniz.
“Kaç Gece” de o hissi veren işlerden biri gibi duruyor.
Ve dostluk bazen tam da böyle anlarda anlam kazanıyor; birinin emeğine dışarıdan bakmak değil, o emeğin büyümesine tanıklık etmek.
Sofia Hicran’a bu yeni yolculuğunda başarı diliyorum. Umuyorum ki “Kaç Gece”, onun müzik kariyerinde güçlü ve unutulmaz bir iz bırakır.
Ve açık söylemek gerekirse, buna inanmak için elimizde yeterince sebep var.

Leave A Reply

Your email address will not be published.