Bazı şarkılar zamanın içinden usulca geçer, kimseye dokunmaz. Ama bazıları vardır ki bir kapı gibi açılır insanın içine… Rüzgâr gibi eser, eski bir mektup gibi kokar. İşte “Telli Turnam” o kapının anahtarı, o mektubun satır arasıdır. Ve bu kez o turna, Sofia Hicran ile İsmail Çakır’ın sesinde yeniden havalanıyor. Hem de kanatlarında yalnızca notalar değil; yılların, yitmiş sevgilerin ve göç etmiş yüreklerin hatırası var.
Sözleri Musa Eroğlu’na ait bu klasik türkü; nice anaya evladını, nice yâre sevdiğini, nice yoksula memleketini hatırlatır. Ve şimdi, bu eşsiz türküye, iki sanatçı yeni bir ruh üflüyor. Ama bu bir yorum değil; bir yeniden anlatım, bir sessiz dua…
Söz ve müziği usta sanatçı Musa Eroğlu’na ait olan eserin aranjesi, gitar ve bas gitarları ile birlikte Ahmet Özgül tarafından yapılırken; edit, miks ve mastering süreci de yine onun titiz çalışmasıyla tamamlandı. Bağlamada İsmail Çakır, kemanede Uğur Önür yer alırken, klibin yönetmen koltuğunda ise yine İsmail Çakır oturdu. Yapım ve prodüksiyon süreci ise ASC Prodüksiyon çatısı altında, yapımcı olarak Ahmet Özgül’ün liderliğinde gerçekleşti.
İsmail Çakır’ın bağlaması, turnanın kanat çırpışı gibi titrek ve içli… Sofia Hicran’ın sesi ise gökyüzü gibi geniş, içinde sonsuz bir hüzün taşıyor. Her “turnam” deyişi, sanki uzak bir köyün bacasından yükselen duman gibi gözünüzde tüter.
Sofia Hicran, sadece bir sanatçı değil; sesiyle hisseden, anlatan ve yaşatan bir müzik neferi. Müziğe adımını atan ilk yıllardan itibaren sesine hem klasik bir disiplin hem de halk ezgilerinin ruhunu katmayı başardı. Geleneksel ezgilerle çağdaş yorumları harmanlayan bu genç sanatçı, “Telli Turnam”da adeta bir annenin kalbinden süzülen ağıdı dillendiriyor.
Onun yorumu, bir çığlıktan çok bir yakarış gibi. Sakin, içli ve onurlu. Ne bağırıyor, ne anlatıyor — sadece hissettiriyor.
Klip çekimleri için seçilen mekânlar bile rastgele değil:
Aydın Bozdoğan’daki Kazandere Köyü’nde bulunan Dülger Konağı, Anadolu’nun taş duvarlı yalnızlığını resmediyor.
Muğla Milas’taki Bafa Gölü, türküdeki uzaklığı, dinginliği ve kalıcı sükûneti görselleştiriyor.
Burası bir klip sahnesi değil; bir zaman yolculuğunun başladığı yer…
İsmail Çakır’ın klip yönetmenliğinde şekillenen bu görüntüler, türküyle birleşince bir tür görsel ağıda dönüşüyor. Turna sadece uçmuyor, sizi de birlikte alıp götürüyor geçmişin izlerine.
Yani bu eser, bir kişinin değil; birçok kalbin aynı duyguda buluştuğu kolektif bir sanat çalışması. Her telde bir hikâye, her enstrümanda bir insan sesi var gibi.
Bu şarkı, çok şey anlatıyor ama en çok da suskunluğu…
Göç eden kuşları, yitip giden sevgilileri, memleket özlemini, annelerin gözyaşını…
Ve belki de artık kimsenin dillendirmediği o eski yürek yanmalarını…
Sofia Hicran’ın sesiyle hayat bulan bu eser, sadece kulağa değil, geçmişe de dokunuyor. İsmail Çakır’ın ustalığıyla bağlamadan dökülen her ezgi, sadece bir notayı değil; bir hatırayı anlatıyor.
“Telli Turnam” sadece bir türkü değil; bir ülkenin iç sesi.
Sofia Hicran ve İsmail Çakır da bu iç sesi yeniden duyulabilir kılıyorlar.
Bu yüzden bu eser, bugünün değil; hepimizin şarkısı.
Bir zamanın, bir memleketin, bir annenin, bir âşığın, bir çocuğun sesi…
Turnam ne gezersin havada…
Şimdi bir köy evinde soba başında,
Belki de uzak bir şehirde pencereden bakan biri için,
Yeniden kanatlandın.
Ve biz de seninle uçtuk biraz. Kendimize doğru.