RANA KARA VE ADI KONMAYAN YALNIZLIK

0

Bazı yalnızlıklar sessizce başlar.
Bir kapı gürültüyle kapanmaz, bir veda yüksek sesle edilmez. Sadece biri susar, diğeri beklemeye devam eder. İşte tam o an, insan fark etmeden başka bir yola sapar. Rana Kara’nın “Yalnızlığa

Gidişim” adlı yeni şarkısı, o yolun tam ortasında yazılmış bir not gibi.

Rana’yı tanıyanlar bilir; onun müziği hiçbir zaman süslü laflarla, büyük iddialarla yürümedi. Hep sade kaldı. Hep gerçek oldu. “Yalnızlığa Gidişim” de bu çizginin belki de en çıplak, en filtresiz hali. Bu şarkı bir isyan değil. Bir haykırış hiç değil. Daha çok, insanın içinden geçen ama kimseye söyleyemediği bir kabulleniş gibi.

Şarkı tek taraflı bir sevginin hikâyesini anlatıyor. Ama bildiğimiz klişe ayrılık şarkılarından değil. Burada terk edenin gürültüsü yok. Terk edilenin sessizliği var. Dinlenmeyen cümleler, yarım

kalmış duygular, “biraz daha sabredeyim” diye diye içe atılan her şey… Rana, yalnızlığı bir tercih gibi sunmuyor; sevilen kişinin gidişiyle mecburen varılan bir durak olarak anlatıyor. Ve belki de bu yüzden bu kadar gerçek.

Müzikal olarak da aynı sadelik korunmuş. Akustik pop çizgisinde ilerleyen parça, minimal düzenlemesiyle vokali öne çıkarıyor. Akustik ve klasik gitarlar şarkıya eşlik etmiyor adeta; şarkıyla birlikte nefes alıyor. Prodüksiyon tarafında Mert Keçeli’nin imzası var ve bu imza, şarkının ruhunu bozmadan modern bir dokunuşla tamamlıyor.

Ama benim için bu şarkının asıl kıymeti, Rana’nın müzik yolculuğunun bir devamı olması. Çocuk yaşta Türk Sanat Müziği ile başlayan, kemanla büyüyen, 14 yaşında Türkiye ikinciliği elde eden bir yolculuktan söz ediyoruz. Korolardan sahnelere, back vokal deneyimlerinden kendi şarkılarını yazmaya uzanan uzun bir emek hikâyesi bu. Bayhan’la, Murat Kekilli’yle aynı sahneyi paylaşmış bir sanatçının bugün hâlâ kendi duygusunu en yalın haliyle anlatabilmesi kolay değil. Ama Rana bunu yapıyor.

“Yalnızlığa Gidişim”, aynı zamanda 2026 boyunca sürecek “12 Ay 12 Şarkı” projesinin ikinci adımı. Bu da bana şunu düşündürüyor: Rana, dinleyicisiyle acele bir ilişki kurmak istemiyor. Her ay, yeni bir şarkıyla; yavaş yavaş, sindire sindire bir bağ kurmayı seçiyor. Günümüz müzik dünyasında bu bile başlı başına cesur bir karar.

İznik Gazetesi’nde yıllardır hikâyeler anlatıyoruz. Şehirlerin, insanların, anıların hikâyelerini… Ama bazen bir şarkı da bir köşe yazısı kadar çok şey anlatabiliyor. “Yalnızlığa Gidişim” benim için tam olarak bu yüzden önemli. Çünkü bu şarkı, yalnız kalmayı seçenlerin değil; yalnız bırakılanların şarkısı.

Ve bir arkadaş olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
Rana Kara, her yeni çalışmasında biraz daha derine iniyor. Daha az bağırıyor, daha çok hissettiriyor.
Belki de en zor olanı yapıyor: Sessizliği anlatıyor.
Bu yazıyı bitirirken büyük cümleler kurmayacağım.
Sadece şunu söyleyeceğim:
Eğer bir gün kendinizi dinlenmemiş hissederseniz,
eğer bir sevgiye tek başınıza tutunduğunuzu anlarsanız,
Rana’nın bu şarkısı bir yerden size dokunacaktır.
Çünkü bazı şarkılar yazılmaz.
Yaşanır.

Leave A Reply

Your email address will not be published.