Bazı insanlar vardır, konuşurken bile seslerinin içinde yarım kalmış hikâyeler hissedersiniz. Daha önce sevgili Hazer Yakut ile İznik Gazetesi adına yaptığımız röportajlarda da tam olarak bunu hissetmiştim. Cümleleri bazen sakin görünürdü ama altında başka bir dünya vardı. Kırgınlıklarını çok büyütmeden anlatan, yaşadığı şeyleri bağırmadan hissettiren insanlardan biri gibi gelmişti bana. Şimdi ise o duyguların başka bir yansımasıyla karşı karşıyayız: “Gökkuşağı”.
İlk bakışta umut dolu bir isim gibi geliyor kulağa. Ama aslında gökkuşağı dediğimiz şey, yağmurla güneşin aynı anda var olduğu anlarda ortaya çıkar. Yani biraz hüzün, biraz mücadele, biraz da yeniden ayağa kalkma meselesidir. Hazer Yakut’un yeni şarkısı da tam olarak böyle bir yerde duruyor.
Alternatif rock tınılarını günümüz sound’larıyla birleştiren “Gökkuşağı”, sadece dinlenip geçilecek bir şarkı gibi hissettirmiyor. Daha çok, gecenin bir saatinde insanın kendi iç sesiyle baş başa kaldığı o anlara benziyor. Şarkının tanıtım metninde geçen “korkularıyla yüzleşip savaşmayı öğrenen” ifadesi aslında parçanın ruhunu tek başına anlatıyor. Çünkü hepimizin görünmeyen savaşları var. Kimimiz bunu belli ediyoruz, kimimiz ise sessizce taşıyoruz.
Belki de bu yüzden şarkının adı insanın içinde başka bir yere dokunuyor. Çünkü bazen hayat insanı gerçekten yoruyor. İnsan kırılıyor, eksiliyor, susuyor… Ama yine de içinde küçücük bir renk bırakmaya çalışıyor. “Gökkuşağı” tam olarak bu hissin şarkısı gibi.
Şarkının söz ve müziğinin doğrudan Hazer Yakut’a ait olması da parçayı daha samimi hale getiriyor. Çünkü bazı şarkılar yazılmaz, yaşanır. Düzenleme kısmında Denizkan Boz imzası bulunurken, mix ve mastering tarafında Buğra Kunt yer alıyor. Gitarlarda ise Doğukan Aydın dokunuşu hissediliyor. Özellikle alternatif rock ruhunu taşıyan gitar atmosferi, şarkının duygusal yükünü daha da büyütüyor.
Bir diğer dikkat çeken detay ise albüm kapağının da doğrudan Hazer Yakut tarafından hazırlanmış olması. Bu durum bana hep şunu düşündürüyor: Bazı projeler sadece müzik değildir. İnsan bazen içindeki duyguları yalnızca notalarla değil, renklerle ve görüntülerle de anlatmak ister. “Gökkuşağı” da başından sonuna kadar sanatçının ruhundan çıkan kişisel bir yolculuk gibi duruyor.
Bugün müzik dünyasında her şey çok hızlı tüketiliyor. Şarkılar birkaç gün konuşuluyor, sonra unutulup gidiyor. Ama içinde gerçek duygu taşıyan işler kolay kaybolmuyor. İnsan bazen yıllar sonra bile bir şarkıyı açıp aynı yerinden kırılabiliyor. İşte “Gökkuşağı”, o kalıcı hissi taşıyan şarkılardan biri olmaya aday gibi görünüyor.
Belki herkes aynı duyguyu hissetmeyecek. Belki herkes aynı yarayı taşımıyor. Ama şunu rahatlıkla söylemek mümkün; bu şarkı birilerinin sessizliğine dokunacak. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey mutlu görünmeye çalışmak değil, kendisini anlayan bir sese rastlamak oluyor.
İznik Gazetesi olarak daha önce sohbetlerimizde samimiyetini hissettiğimiz sevgili Hazer Yakut’un bu yeni yolculuğunu gerçekten heyecanla takip ediyoruz. “Gökkuşağı”, yalnızca yeni bir şarkı değil; belli ki uzun süredir taşınan duyguların dışarıya bırakılmış hali…
Ve belki de bu yüzden, insan daha dinlemeden bile içinde bir şeyler hissediyor. Şimdi dilerseniz kısa ama öz röportajımıza göz atalım.
“Gökkuşağı” umut dolu bir isim taşıyor ama şarkının içinde ciddi bir kırılmışlık hissi var. Sen gerçekten umutlu biri misin, yoksa sadece ayakta kalmaya mı çalışıyorsun?
Kesinlikle umut dolu biriyimdir; fakat bu, defalarca umudumu kaybetmediğim anlamına geliyor. Hala bazen umutsuzluğa düşebiliyorum; ama düştüysek kalkarız evelallah.
Bu şarkıyı yazarken en çok yüzleşmek zorunda kaldığın duygu neydi?
Şaşkınlık, öfke ve üzüntü… Şaşkındım; çünkü inandığım değerler yıkılmıştı. Savaşmak için ise öfkemi kullandım ve en çok da içimde bi yerlerde gizlenen o neşeli ve rengarenk kızın yokluğuna üzüldüm.
İnsanlar seni güçlü biri olarak görüyor olabilir ama sen kendi içinde en çok hangi konuda yoruldun?
En çok kendimi suçlamaktan yoruldum; ama bunda da çok yol kat ediyorum.
Şarkıda anlattığın korkular tamamen sana mı ait, yoksa dinleyicinin kendi hikâyesini yerleştirebilmesi için bilinçli olarak mı açık bırakıldı?
Maalesef tamamı organik yaşanmışlıklardan oluşuyor.
“Gökkuşağı” bugüne kadar yaptığın en dürüst iş mi?
Bazı aşk şarkılarında duyguyu biraz abartmış olabilirim; ama kendimi anlattığım tüm şarkılarda her zaman iliklerime kadar dürüst oldum.
Şarkıyı ilk kez tamamen bitmiş halde dinlediğinde seni en çok hangi kısmı duygulandırdı?
Şarkının “Bir yanım solsa da Gökkuşağı” dizesi beni her zaman derinden etkilemiştir. Burayı duyunca ağlayıverdim.
Alternatif rock bugün daha az görünür bir noktadayken bu tarzda üretmeye devam etmek seni hiç korkutmuyor mu?
Her şarkıyı hak ettiği tarzda ve duyguda yapmak önemlidir. Bu konuda kendi adıma her zaman başarılı olduğumu söyleyemem; fakat Gökkuşağı’nda her şey besteleme sürecinde dahi çok netti. Şarkı, sözleri ve müziğiyle zaten rock ruhuna sahipti.
İnsanlar seni gerçekten anlıyor mu, yoksa sadece şarkılarındaki hüznü romantikleştiriyor mu?
Aslında bunu insanlara sormak gerekir; ama az ya da çok anlaşıldığımı düşünüyorum.
Eğer bu şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlersen sana güç mü verir, yoksa hatırlamak istemediğin şeyleri mi geri getirir?
Her ikisi de olur elbette ve zaten hatırlamak istemediklerimizi pek de unutmamalıyız ki bize mücadelemizde güç verebilsin.
Son olarak “Gökkuşağı” bir son mu, yoksa Hazer Yakut’un iç dünyasında başlayacak daha büyük hikâyelerin ilk adımı mı?
Aslında kendimi anlatmaya başlamam “Birileri Var” şarkısıyla başladı. “Ağla” ile devam etti ve şimdi “Gökkuşağı ile artık bu kız bir uyanışa geçiyor ve aslında başlayan bir hikaye’yi devam ettiriyor…
Bazı şarkılar sadece kulağa hitap eder, bazıları ise insanın içine dokunur. “Gökkuşağı” daha şimdiden ikinci tarafta duran işler arasında gibi hissediliyor. Belki herkes aynı yerinden etkilenmeyecek ama birileri bu şarkıda kendisini bulacak. Çünkü bazen insanlar güçlü hissettiren şarkılar değil, yalnız olmadığını hissettiren şarkılar arıyor.
İznik Gazetesi olarak sevgili Hazer Yakut’un bu yeni yolculuğunu yürekten destekliyor, “Gökkuşağı”nın dinleyen herkesin kalbinde farklı bir renk bırakmasını diliyoruz. Bazen en güzel renkler, en sert yağmurlardan sonra ortaya çıkar…
