KOPTU GİDİYOR

Siyasal ağızların söylediklerine inananlar her geçen gün azalıyor. özellikle ekonomik açıklamalar gerçekçi ve inandırıcı olmaktan çıkmış durumda. Damat Bakan bir şeyler söylüyor ama belli ki kendisi de inanmıyor.

Çünkü ekonomik değerlendirmeler ve özellikle bu işin ilmini yapmış kişiler çok icddi tehlikelerden söz eder oldular.

Tabii birde gizleden yapılanlar ya da  kayırmacılık diyeceğimiz büyük yanlışlar ipleri iyice kopartıyor. Halkbank olayı gerçekten korkunç. Bunların olmaması gerekir, yarım saat sürmüyor, yarım milyon dolar hem de yarı fiyatına cep ediliyor.

Vatandaşın yastık altı böyle durumlarda ne ola ki… Geçtiğimiz hafta sonu zamları gerçekten ülkeyi kasıp kavuracak nitelikte. Vatandaştan alınan buğday yine 80-100 kuruş ama un çuvalı son üç ay içinde  bir misli arttı. Kim kazandı? Aracı.

Akaryakıt zaten otomatiğe bağlandı, elektrik, doğal gaz derken hepsi fiyatları katlamaya başladı.

Verilen ücret artışları daha o gün eridi gitti. İşin en kötüsü üretim yapılamaz hale geldi. Şimdi pek çok sektör ister istemez üretimi azaltma çabası içinde. Yatırım yapamıyor, mevcudu korumaya çalışıyor.

Çiftçi vatandaş desen dert küpü. Zeytinci depodaki zeytinini bir yıl önceki fiyatın altında dahi satamıyor. Diğerleri de öyle.

Hele hele  tarım girdileri ikiye katlamış durumda. bu durumda üretici ekemez, dikemez, üretemez. Bu maliyetlerle ürünü satamaz.

Tüketici desen parası pul olmuş, alım gücü azalmış. Bu dolar, avro, altın  fiyatlarındaki yükselişler en çok da düğünlerde etkisini gösteriyor. Küçük altın olmuş dört yüz bilmem kaç lira, nasıl alınır, nasıl takılır ama borcumuz da var ne yapacağız? İşte bütün mesele burada kendini gösteriyor. Eskiden bu fiyata 2 ya da 3 çeyrek altın yapılıp takılıyordu. Şimdi, zaten para yok, alım gücü de azalmış ne alıp ne takacak. Yapsan bir türlü, yapmasan bir türlü. Yapmazsan  o zaman toplumda dedikodular çoğalıyor. Yani sosyal yapıda çatlamalar oluşuyor, çözümsüzlükler ortaya çıkıyor.

Hani bizim Temel varya. O, falan bir tarihte ödemek üzere borç almış, o tarihte parası gelecek. Ama alacağı gelmeyince borcunu ödeyememiş, başlamış kıvranmaya. Hanımı teselli ediyor filan ama nafile. Komşusu Mişon Efendi durumu duymuş. Komşuluk bu demiş, dara düşene yardımcı olunmalı. Seslenmiş, Temel Temel. Temel açmış camı ne var Mişon Efendi demiş, bak demiş senin sıkıntın var, üç beş güne kalmaz paran gelir, o zamana kadar al şu parayı borcunu öde.  Temel Mişon’dan emaneten parayı almış, borcunu ödemiş. Aradan üç-beş gün geçmiş Temel’in alacağı bir türlü gelmemiş. Başlamış  derin telaş düşünce, söz verdik Mişon Efendiye, paramız gelmedi, ne yapacağız sıkıntısı içinde evde dolanıp dururken hanımı ne kıvranıyorsun Temel demiş. Hanım paramız gelmedi, Mişon Efendiye olan emaneti veremedik, istanbul escort nasıl bakarım ben komşumun yüzüne diye dertlenirken eşi camı açmış komşu Mişon Efendiye seslenmiş: Mişon Efendi, Mişon Efendi, -Buyur komşu demiş Mişon Efendi. -Hani bizim bey senden emanet borç almıştı ya. Hee demiş Mişon Efendi, aldı ama gecikti borcunu ödemedi demiş. Temel’in hanımı -Haberin olsun, Temel’in parası gelmedi sana olan o emaneti ödeyemeyecek. Demiş, camı kapamış dönmüş Temel’e: Şöyle rahat otur bakalım demiş, artık düşünme, biraz da Mişon Efendi düşünsün.

Evet biz düşünmeyelim ama, Mişon Efendi bizden de önce düşünmüş. Kapanı kuran o.

Hadi bakalım ne olacak şimdi?

Hoşça kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.