KAFALAR KARIŞIK: NET VE BERRAK DEĞİL.


Evet kafalar karışık, net ve berrak değil. Bunu bir dereceye kadar normal ve doğal karşılamak mümkün.

Ne ki asgari müştereklerde bile birleşmek ve bir ortak payda etrafında bile birleşmek mümkün gözükmüyor.

Bunun birçok nedeni var.

Diyelim ki beslenme konusunda TV de 4 uzman yan yana geliyor. Eğer dikkat ediyorsanız, her biri ayrı bir telden çalıyor.

O zararlı, bu zararlı, onun içinde şu var, şöyle bir şeye yol açar. Biri itiraz ediyor. Ve bunlar bilim adamları.

Ve evet bilim bazı şeylerden şüphe eder. Ve bundan bir doğruya varmaya çalışır. Bilimsel düşüncenin esası da şüphe üzerine oturur. Ne ki bir karmaşa var. Bu karmaşa gibi gözüken şeyi kaos teorisi ile izah etmek ve berrak bir sona gelmek mümkün.

Fakat vatandaş bunları izliyor, seyrediyor ve neticede de ne yapacağını bilmiyor. Şaşkın. Doğruda karar kılamadığı için, belit olamadığı içinde doğru yaşamak ve bu yüzden de sağlıklı beslenmek konusunda uzak kalıyor.

Birçok arızalı şeylere maruz kalıyor.

Ve daha sonra bundan kurtulmanın çarelerini arıyor. Ve o sırada da yine yanlış şeyler yapıyor ve sonu ölümle sonuçlanan olaylara tanık oluyoruz.

Hadi diyelim bu böyle. Başka konularda da aynı şeyler yaşanıyor.

Diyelim ki İlahiyat konusu.

TV içinde 4 İlahiyatçıyı yan yana koyun. Farklı farklı sesler, söylemler ve tartışmalara şahit oluyorsunuz.

Birinin dediğini öbürü yalanlıyor. O yanlış, en doğrusu benim dediğim gibi benliğin, egonun getirdiği kimi şeyler mevcut. En temel konular da bile ayrılık var.

Bu yeni değil. Eskiden beri böyle. Hatırlarım Ali Kırca’nın yönettiği “Siyaset Meydanı” adlı programlara çok kez konu teşkil eden hususlar olmuştur.

Bu kadar ayrılık olur mu?

Olur.

Bunun tek bir nedeni var.

Herkesin erişebildiği veri ve bulgular aynı değil. O yüzden ki erişebildiği veri ve bulgular üzerinden konuşuyor, konuşan.

Doğru ve sağlıklı bilgiye erişebilmen en kuvvetli son ki; merak. Bir yere geldin mi? Tamam. Bu iş buraya kadar dedin mi çok büyük ölçüde yanılırsın.

O yüzden ki insanoğlu sürekli bir arayış içinde olmalı. Ve yine o yüzden ki Gaeth “Buldum dediğin anda her şey bitmiş demektir”.

Sürekli değişen hayata insan eli ile giren şeyler var.

Tarih konusu yine böyle.

2,3 Tarihçiyi yan yana getir, özellikle yakın tarih konusunda ortak bir payda da buluşmaları pek zor. Ya eksik bırakıyor, ya da yanlış söylüyor.

Bunun da pek çok nedeni var. En büyük nedeni de taraf olmaktan ileri gelen şeyler var.

Kendi iddiasını güçlendirecek belgeleri, dokümanları  ele alarak öbür taraf ya ıskalanıyor, yada görmezden getiriyor.

Velhasıl kelam, insanın kafası karışık, net ve berrak değil.

Öyle gidiyor işte.

Doğruyu ele geçirmek de pek zor.

O yüzden ki insan akışkan bir zemin üzerinde yürümeye çalışıyor.

Bu kadar yanlışın içinde yalpalaya yalpalaya gitmeye uğraşıyor.

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.