İŞTE O SES DOĞAN ÇETİN SİZER

0

Her hafta olduğu gibi İznik Gazetesi ekibi olarak  İşte O Ses röportajlarına hız kesmeden devam ediyoruz. Mikrofon arkasındaki gizli yüzler diye adlandırdığımız seslendirme sanatçılarını toplum olarak maalesef ki isim olarak pek bilmiyoruz. Bir çok film, dizi veya reklam çalışmalarında sesleriyle bizlere eşlik eden seslendirme sanatçıları isim olarak nadiren ön plana çıkıyor olsa da İznik Gazetesi ekibi olarak elimizden geldiğince sanatçılarımızı gazetemizde yer vermeye çalışıyoruz. Bu hafta hem samimi oluşu ve hemde dostluğu ile abim diyebileceğiniz harika bir insan ile röportaj yaptık. Son dönemlerde gerek tiyatro sektöründe gerekse seslendirdiği bir çok proje ile merak konusu haline gelen sevgili Doğan Çetin Sizer ile seslendirme sektörü ve tiyatro sektörü adına önemli bir röportaj gerçekleştirdik. Seslendirme sektörüne nasıl başlamış? Her insan tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı olabilir mi? Ve her iki sektörün gidişatı hakkında önemli bilgiler veren sevgili Sizer’ in bu harika röportaj’ı sadece İznik Gazetesinde. Röportaj’a geçmeden önce seslendirme sanatçılarını tanıtan böyle bir projeye destek verdiği için başta İznik Gazetesi ekibi ve ben olmak üzere teşekkür’ü borç biliriz.

 

Seslendirme sektörüne kaç yılında ve nasıl başladınız?

Seslendirme sektörüne 2016 yılında girdim. Bir tiyatro hocamın arkadaşı dublaj yönetmenliği yapıyordu ve o vesileyle ilk ses verdiğim karakter tam anlamıyla bir karakter değildi. Yani şeydi, figürasyondu. Herhalde adam bir ya da adam öyle bir şeydi hatırlamıyorum ama Hint dizisinde başladığımı hatırlıyorum. Hatta çok saçma bir şey olmuştu. Kırmızı gömlekli adam demişti. Ben kırmızı gömlekli adamı konuşmuştum. Ama o başroldeki kırmızı gömlekliymiş ve Kendimi salak gibi hissetmiştim ama eğlenceli, keyifliydi.

 

Peki kendi sesinizi sosyal mecralarda veya TV de duyunca nasıl tepkiler veriyorsunuz?

 

Kendi sesimi sosyal mecralarda duyunca eskiden çok mutlu olurdum. Artık çok normalleştirdim. Ama atıyorum ki bir arkadaşım falan bahsettiği zaman. Ya şu işte konuşmuştum. Bak güzel de konuşmuşsun falan dedikleri zaman benim için keyifli oluyor. Mutluluk verici bir şey dramatik ve  aksiyon hakkında fikri olan her insan çalışırsa tabii biraz da fanatikle alakalı bir şey bu. Emek verdiği sürece çok iyi yapar mı bilmiyorum ama bir yetenek de önemli bu biraz genetik de önemli. Tabii ki yapabilir. Niye yapmasın? Seslendirmede herhangi bir iş ama oyunculukla alakalı fikir sahibi olması gerekiyor.

 

Son zamanlarda seslendirme sektörünü ve meslek hayatınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Son zamanlarda seslendirme sektörünün güzel var kötü yanları da var. Ücretleri çok yeterli bulduğumu söyleyemem. Zaten bunu konuşmuştuk seninle. Ama işte şükrediyorum, işimi seviyorum çünkü. Ama işimin içindeki kabileleşmeyi, örgütleşmeyi ve herkesin kendi arkadaşını çağırma durumlarını sevmiyorum. Neyse ki bu her yerde olmuyor ve ben birkaç tane stüdyo ile çalışabiliyorum. O zaman da çok da sıkıntıda kalmıyorum.

 

Peki bu sektörde gelecekte kendi konumunuzu nasıl görüyorsunuz?

 

Bu sektörde gelecekte rüzgar nereye atarsa orada görüyorum. İşimi elimden geldiğince doğru yapmaya çalışıyorum ama benim asıl mesleğim oyunculuk, tiyatro. Benim tiyatroya dair hayallerim var. Dublaja dair de tabii işimi iyi yapsam ve tanınsam, daha tanınsam iyi olur mu? Olur. Mutlu eder beni ama genelde hayallerim, tiyatro ve oyunculukla alakalı.

 

Tiyatro sektörüne nasıl başladınız? Ve ilk oynadığınız oyunu hatırlıyor musunuz?

 

Tiyatroya hep hayalim vardı. Ben usta çırak ilişkisinde alaylı olarak başladım tiyatroya. İlk oynadığım oyunu hatırlıyorum. Mahmut Yesari’nin eyvah arkadaşım karım oldu oyununda. Rıfkı, Uşak Rıfkı karakterini oynamıştım ve çok keyif almıştım. Çok üçkağıtçı ve İç Anadolulu bir karakterdi.

 

Her insan tiyatro sanatçısı olabilir mi? Ve neler gerekli?

 

Bence her insan sanatçı olamaz tiyatrodan ziyade. Bu biraz genetiğimiz ile ve duygularımızla alakalı. Kimisinin el becerisi kuvvetlidir Kiminin zihinsel ve duygusal zekası daha kuvvetlidir. Yani her insan nasıl doktor olamazsa ki benim matematik zekam kötü. Ve dolayısıyla mikronluk ameliyatları yapabileceğimi düşünmüyorum. O yüzden de hiçbir zaman böyle bir şeye tıp okumaya falan yeltenmedim. Yetenek birazda ilgiyle doğru orantılı birşey. Neye ilginiz varsa zaten o alana yöneliyorsunuz ve bir süre sonra bununla alakalı yetenek geliştiriyorsunuz.

Bir kere çok kitap okuması ve farklı kültür bilmesi gerekiyor. Farklı dil bilse iyi olur. Bedenini iyi kullanabilmek için dans bilmesi lazım. Herhangi bir tane Enstrümanda çalabilmesi gerekiyor. Ve mümkünse eğitim alması lazım ya konservatuar ya da usta çırak ilişkisi güzel isimlerin yanında yetişip kendini değiştirmesi lazım kişinin. Ve dolayısıyla antenleri de aşması lazım çevreye karşı. Yani bu insan nasıl davranıyor? Diğeri nasıl izlemesi, gözlem yapması lazım ve bu sürekli çünkü oyunculuk oldum bitti bir meslek değil. Çok klişe olacak ama bu maalesef sürekli kendini tazelemen ve yenilemen gerek bu meslekte. Altmış yaşına da gelsen seksen de. Hangi projede oynadın ya da ne kadar tanındığını ilgilendirmiyor. İyi oyuncuysan, Senin ne kadar kendine bir şeyler kattığın ve ne kadar dönüşebildiğin önemli. Bir de ne kadar doğal olduğun tabii.

 

Son olarak tiyatro sektörünün gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Sektörün gidişatına nereden ve nasıl baktığımıza bağlı.  Aslında tiyatroya ilgi var ama dizilerin durumunu maalesef görüyoruz. Saçma sapan konular faydasız işte. Zengin kız fakiri olan aşk, meşk vesaire yani hiç içi dolu bir psikolojik alt metni olan hiçbir iş yok. Ya da sosyal sorumlulukla alakalı hiçbir şey çekilmiyor ya da farkındalık ile alakalı ve iyi bulmuyorum. Tiyatroyla alakalı, evet seyirciden rağbet var. Nankörlük yapamam. İyi buluyorum. Ama sinemayla alakalı da fena bulmuyorum. Evet güzel işler çekilebiliyor nadir de olsa Ama maalesef televizyonla alakalı hiç iyi bulmuyorum. Ha dublajda da güzel işini mesleğini güzel yapanlar var, sektör olarak bunu soruyorsan. Ama işini güzel yapan kadar kötü yapan ve ucuz işler de var. İlerleyen zamanlarda durumumuz tam olarak ne olur bilemiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkür ederim.

Leave A Reply

Your email address will not be published.