İŞTE O SES – AHMET TAŞAR

0

 

Gün geçtikçe seslendirme sektörüne olan ilgi ve alaka biraz daha artıyor. Özellikle gençlerimiz tarafından merak edilen ve yapmak istedikleri işler arasında yer alan seslendirme sektörü son zamanların en çok merak edilen işler arasında yerini almış durumda. Her insan seslendirme yapabilir mi? Ve neler gerekli gibi soruları İznik Gazetesi ekibi olarak sevgili Ahmet Taşar’ a sorduk. Röportajımıza geçmeden önce İznik Gazetesi ekibi olarak sonsuz teşekkür ederiz.

Seslendirme sektörüne kaç yılında ve nasıl başladınız?

Seslendirmeye 1994’te Şenay Gürler sayesinde Senkron’ da başladım. O zamanlar Show Tv ve Cıne5 Tv’nin dublajlarını yapıyorlardı. 1994’te asistanlığa başladım. Eskiden stüdyo (yönetmen) asistanlığı diye bir şey vardı. Bir süre yönetmen asistanlığı yaptım.

Neden bu sektör?

Bu iş benim çocukluk hayalimdi. Çizgi film izlerken özellikle kim konuşuyor diye anneme soruyordum, anlatıyordu. Çok eğlenceli geliyordu. Çocukken ben bu işi yaparsam hep çizgi film izlerim diye düşünüyordum herhalde. Başka bir iş yapmayı hiç düşünmedim. Bir ara tiyatro okuyabilir miyim dedim ama buna imkanım olmadı.

İlk ses verdiğiniz projeyi hatırlıyor musunuz? Nasıl bir duyguydu?

Stüdyo asistanlığı yaparken ufak ufak rollerle tek tük konuşturuyorlardı zaten filmlerde. Ama benim hatırladığım “Santa Barbara” diye bir pembe dizi vardı. Barmen, genç bir çocuk sadece “Jack telefon sana!” diyordu. O zamanlar Show TV’de “İlk Öpücük” diye bir gençlik dizisi vardı. Bu dizide ilk ve sürekli rolümü aldım. 8 ay sonra bir film de başrol konuştum.

Hiç yerli piyasasında iş yaptınız mı?

Yaptım ama benim gibi sesi olanlar yani daha orijinal yapanlar yerlide çok olmuyor. Zaten yerli piyasası diye bir şey kalmadı. Açıkçası ben de yerli piyasasında çok başarılı olamadım. Yonca Evcimik’in dizisi “Çılgın Bediş” te konuştum. “Böyle mi Olacaktı” da sürekli rollerim vardı. “Adanalı” da vardı sürekli rolüm. Çok uzun roller değildi ama hatırladığım bunlar var.

Ne tür işlerde konuşmayı seviyorsunuz ve sevmediğiniz işler var mı?

Güzel filmlerde konuşmayı çok seviyorum. Gerilim filmlerinde korku filmlerinde konuşmayı seviyorum. Bazen güzel diziler denk gelebiliyor. Birkaç sene önce Bates Motel diye bir dizi yapmıştı. Oradaki rolümü çok sevmiştim mesela. Filmlerden de demir maskeli adam diyebilirim Leonardo Di Capriyo yu konuşmuştum. Oradaki kötü karakteri çok severek konuşmuştum. İş seçme şansımız olmuyor ama çizgi filmleri ve hint dizilerini sevmiyorum maalesef. Hatta artık hint dizilerine hiç bulaşmamaya çalışıyorum.

Her insan seslendirme yapabilir mi neler gerekli?

Herkes seslendirme yapamaz bence. Seslendirme çok özel bir meslek ve dışarıdan herkesin yapabileceği bir iş gibi görülmesi beni çok şaşırtıyor. Yapanların büyük bir çoğunluğu oyuncu kökenli zaten. Ama oyuncu olmayanlar da var tabii ki benim gibi. Çok emek isteyen bir meslek. Gelişiminiz hiç bitmiyor. Sürekli kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Yeni başlayan arkadaşlar için söyleyeceğim bu işi çok sevmeleri gerekiyor bu işe kelimenin tam anlamıyla bu işe aşık olmak lazım.

Size göre en beğendiniz konuşmacılar kimlerdir?

Çok sevdiğim ustalarım var. Eski tulum kayıtlarda çoğuyla çalışma fırsatım olduğu için kendimi çok şanslı sayıyorum. Yalan Rüzğarı kaydında Jeyan ablayla(Tözüm) tanışmıştım. Alev Emre’nin bir dizide oğlunu konuşmuştum. Bunlar çok büyük bir şans. Sungun Babacan Aydoğan Temel Yekta Kopan Özden Ayyıldız Bedia Ener daha birçoğu bu isimle çalışmak ayrıcalıktı. Gülen karaman’a Müdrike Cosansu’ya Şenay Gürler’e ve Dilek Gürel’e hayranım. Ama Murat Şen’in yeri benim için çok ayrı. Çok sevdiğim bi ustam. Yıllardır onun kadar iyi bir konuşmacı olmak için çalışıyorum.

Bu sektörden mutlu musunuz?

Çok mutluyum, seviyorum. Her meslekte olduğu gibi Sıkıntılarımız var tabii var ama bu bizim kendi iç meselemiz. Bireysel olarak bile halledebilecek şeyler. Ama artık bir sendikamız var ve birlikte olursak bu sıkıntıların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum.

Yeni başlamak isteyenlere ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?

İşi sevmiyorsa yapamaz. İşi ciddiye alması lazım. Öğrenmesi ve kendini geliştirmeye adaması lazım. Bunun için çok çalışması lazım. Başrol konuşan arkadaşları içerde yönetmenlerden izin alıp, her gün gidip izlemesi lazım. Dublaj hep beraber öğrenilir. Emek vermek önemlidir.

 

 

 

 

 

 

Leave A Reply

Your email address will not be published.