İBADETİN NELİĞİ…

0

 

Bütün insan toplulukları bir yaratıcı kudretin varlığını kabul etmiş ve zaman zaman ona çeşitli biçim ve yollarla ibadet etmişlerdir.

Mesela İskandinav ülkeleri deniz tanrısı olarak kabul ettikleri Odin için dua etmiş ve ondan yardım ve inayet dilemişleridir.

Denizci bir kayın olduklarından onlar için büyük bir güç olan denizde her türlü vaka başlarına gelebilirdi. Büyük dalgalar, fırtınalar, hortum onları birçok şeyden alı koyabilirdi.

Hindu ve Ganj nehrine girip temizlenmek ihtiyacı duyan.

Güneşin büyük bir güç olduğuna inanan insanlar var.

İnsanın manevi bir yanı var. Böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor.

İslam’da bu inanç farklı boyutlara intikal ederek, toplumun farklı yönlerine dokunur.

Bu konuları ele alıp inceleyen çeşitli açıklamalar getiren alimler ve onların yazdıkları kitaplar vardır.

Yusuf El Kardavi’nin “ İbadet “ ve Dr. Haluk Nurbaki’nin “Namazın Sırları” vb. bu türden kitaplardır.

İbadet sözcüğü İbranicedeki Abada sözcüğünden kaynaklanan ve etimolojik olarak da “İş yapma, değer üretme.” Anlamını içeren bir sözcüktür.

İnsanın ve hayatın iyileşmesi için yapılan bütün faaliyetler bir ibadet teşkil eder.

Genel olarak İslam’da en makbul ibadet Allah’ın (c.c) rızasını kazanmak için yapılan ibadet en makbul ibadet olarak kabul edilir.

Bir işinin olması, bir sıkıntının ortadan kaldırılması için yapılan dua ve ibadet ve cenneti kazanmak için yapılan ibadetler ondan sonra ki yerlerini konumlandırır.

Zariyat Suresi’ndeki ifade “ Ben insanları ve cinleri ibadet için yarattım” ifadesi şirki önlemek için yer alan bir ifade olmasına karşın bu kalıp öylece kabul edilmiştir.

İbadetler insanın daha iyi olması ve moral yönünden güçlü bir halde bulunması ve yaşamı bu dizayn ile daha kaliteli bir hale getirmesi için yapılan hareket ve ritüeller toplamıdır.

İslam’ın Allah (c.c) dediği başka din ve inançlarda farklı isimlerde anılan yaratıcı kudretle yaratıklar arasında bir ilişki vardır. ( İzutsu, Kur’an da Allah ve İnsan )

O yüzden ki belli vakitlerde bütün insanlık bu yaratıcı kudretle münasebet kurarak güç kazanmak isterler.

Bu insanoğlunun hayatına bir anlam katmak bakımından son derece önemli bir husustur.

Yoksa sağa sola savrulan insan mesut olmak gibi, bir nehre kendine bırakmak gibi, bahtiyarlık piyangosuna sahip olmak gibi, şanstan yoksun kalır.

Bu pek hoş olmayan sonuçlar getirebilir.

Ziyan zebil olmak gibi bir mukadderat kaçınılmaz gibi gözükebilir.

Leave A Reply

Your email address will not be published.