Karadeniz’in serin dalgalarıyla buluşan yeşil ormanları, bereketli toprakları ve tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış kadim geçmişiyle Samsun… Bu şehir, sadece bir liman veya Karadeniz’in bir şehri değil; binlerce yılın tanıklığını taşıyan, kültürlerin, uygarlıkların ve tarihî mücadelelerin kesişim noktasıdır. Fakat Samsun’un tarih sahnesindeki en özel ve en anlamlı yeri, şüphesiz 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün bu topraklara ayak basmasıyla başlamıştır.
Samsun’un tarihi, MÖ 6. yüzyıla kadar uzanır. Antik çağda Amisos adıyla anılan bu şehir, Miletoslular tarafından kurulmuş ve Karadeniz’in en önemli ticaret limanlarından biri olmuştur. Toraman Tepe’deki kazılar, o dönemki yerleşimin ne kadar sofistike olduğunu gözler önüne seriyor. Mezar kazılarında ortaya çıkan altın takılar ve urneler, sadece zenginliği değil, aynı zamanda insanların inançlarını, umutlarını ve yaşam sevgilerini de bize anlatıyor.
Amisos, Persler’in hâkimiyetinden Makedon yönetimine, Pontus Krallığı’ndan Roma ve Bizans egemenliğine kadar birçok uygarlığın izini taşımış bir şehir. Her medeniyet Samsun’a kendi kimliğini, ticaretini ve kültürünü bırakmış, şehir tarih boyunca stratejik bir merkez olmuştur. Limanı, sadece ticaret için değil, kültürel etkileşim ve bilgi alışverişi için de bir kapı olmuştur.
Türkler bölgeye geldiklerinde şehir artık “Samsun” adıyla anılmaya başlamıştı. Selçuklu döneminde Karadeniz ticaretinin önemli limanlarından biri haline gelen Samsun, 13. ve 14. yüzyıllarda Cenevizliler’in de ilgisini çekmişti. Osmanlı döneminde ise Canik Sancağı’nın merkezi olarak tarım ve ticarette büyük bir öneme sahip oldu. Fındık, tütün ve deniz ürünleri Samsun’un ekonomisini güçlendirirken, şehrin doğal güzellikleri ve limanı stratejik önemini artırıyordu.
Ancak tüm bu tarihî birikimin yanında, Samsun’un tarih sahnesindeki en özel yeri, Milli Mücadele sırasında kazandığı anlamdır.
Bir Türk genci olarak, 19 Mayıs 1919’un ruhunu kelimelerle anlatmak kolay değil. O gün, bir milletin yok olma tehdidine karşı direnişe geçme kararlılığı doğdu. Mustafa Kemal Atatürk, yanındaki silah arkadaşlarıyla Bandırma Vapuru ile Karadeniz’in dalgalarını aşarak Samsun’a çıktı ve Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin ilk kıvılcımını yaktı.
Mantika Palas’ta konaklayan Atatürk, kısa ama anlam dolu günlerinde Anadolu’nun dört bir yanındaki durumu değerlendirip, Milli Mücadele’nin stratejisini planladı. Bugün o bina Samsun Gazi Müzesi olarak bizlere hizmet ediyor; ziyaretçilerine, o tarihi günün heyecanını ve kararlılığını hissettiriyor.
O gün Samsun’da atılan her adım, sadece Karadeniz’in topraklarına değil, tüm Anadolu’ya yayılan bir umut ve direniş sembolüdür. Atatürk’ün Samsun’a çıkışı, bir şehir ziyareti değil, bir milletin uyanışı ve özgürlüğe yürüyüşünün ilk adımıdır.
Samsun, tarih boyunca farklı uygarlıkların izlerini taşımış bir şehir olarak, Milli Mücadele sırasında bu birikimi kendi lehine çevirmiştir. Limanı, yolları ve stratejik konumu, Atatürk ve silah arkadaşlarının Anadolu’nun dört bir yanına ulaşmasını kolaylaştırmıştır. Samsun’un her sokağı, her tepesi bu tarihî sürecin sessiz tanığıdır.
Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Amisos Antik Kenti’nden çıkarılan eserlerle şehrin kadim tarihine ışık tutarken, Gazi Müzesi 19 Mayıs 1919’un ruhunu yaşatıyor. Tarihî binalar, heykeller, lahitler ve mezarlar, geçmişin zenginliğini bugüne taşıyan sessiz tanıklardır. Bir Türk genci olarak, bu eserleri görmek, tarihe dokunmak ve geçmişin gücünü hissetmek insanın ruhunu derinden etkiliyor.
Bugün Samsun, modern şehir dokusuyla tarihî mirasını harmanlamış bir kent. Limanı, üniversitesi, kültürel etkinlikleri ve turistik alanlarıyla dikkat çekerken, tarihî dokusu da asla kaybolmuyor. Karadeniz’in kıyısında, Kızılırmak ve Yeşilırmak deltaları arasında yer alan Samsun, hem doğal güzellikleri hem de tarihî zenginliğiyle bir başyapıt niteliğinde.
Ancak en önemlisi, Samsun’un ruhunda yaşayan Milli Mücadele ruhudur. 19 Mayıs 1919’un coşkusu, Atatürk’ün kararlılığı ve Samsun halkının dirayeti, bugün bile Türk gençliğine ilham vermeye devam ediyor. Bu şehirde yürürken, binlerce yıllık tarih boyunca yaşanan medeniyetleri hissediyor, Kurtuluş Savaşı’nın ateşini adımlarınızla yeniden yaşıyorsunuz.
Bir Türk genci olarak Samsun’u ziyaret etmek, sadece bir şehri görmek değil; geçmişimizi hissetmek, özgürlük için atılan adımları yeniden anlamak demektir. Samsun’un her taşında, her sokağında bir hikaye, bir umut ve bir mücadele var.
19 Mayıs 1919, sadece bir tarih değil; Samsun’da atılan bir adım, tüm Türkiye’ye yayılan bir direnişin başlangıcıdır. Samsun, tarih boyunca bir liman, bir ticaret merkezi ve bir kültür mozaiği olmuştur. Ancak asıl önemi, bir milletin özgürlüğe yürüyüşünün başlangıç noktası olmasıdır. Ve bu tarih, Türk gençliği için her zaman bir ilham kaynağı olmaya devam edecektir.
Samsun, tarih boyunca şekillenen kimliğini bugün modern Türkiye’nin dinamizmiyle birleştirmiş, geçmişi ve geleceği bir köprü üzerinde buluşturmuş bir şehir. Ve bizler, her adımda bu köprünün üzerinde yürüyerek, tarihe bir kez daha dokunuyoruz.
