İznik Gazetesi’nde bazen haber yazıyoruz, bazen bir sanatçıyı anlatıyoruz, bazen de aslında kendi hafızamıza dönüyoruz. Çünkü bazı isimler sadece kariyerleriyle değil, insanın kendi hayatındaki bir döneme dokundukları yerle anlam kazanıyor.
Bugün anlatmak istediğim kişi DJ Festo adıyla tanıdığımız Kemal Hacıoğlu. Ama bu yazı bir “biyografi” değil. Daha çok bir hatırlama yazısı. Bir dönem, bir koridor, bir radyo stüdyosu ve 16 yaşında bir çocuğun içindeki heyecanla ilgili.
Ben 16 yaşındayken Pal FM’e sık sık giderdim. O dönemler radyo, dışarıdan bakınca sadece bir yayın yeri gibi görünürdü ama içine girince bambaşka bir dünya olurdu.
Kapıdan içeri girdiğimde hissettiğim şey hep aynıydı: bir şeyler oluyor ve ben o “şeylerin” nasıl yapıldığını anlamaya çalışıyorum.
İşte o ortamda dikkatimi çeken isimlerden biri Kemal Hacıoğlu – DJ Festo oldu.
O zamanlar onu izlerken büyük bir DJ’i değil, işini ciddiye alan bir insanı görüyordum. Belki de o yaşta en çok ihtiyacım olan şey buydu zaten: bir şeyleri ciddiye alan birini görmek.
Kemal Hacıoğlu’nun müzikle ilişkisi 90’ların sonlarına dayanıyor. O dönemlerde Türkiye’de elektronik müzik bugünkü kadar yaygın değildi. Yani bu iş biraz daha “merakla başlayan”, biraz daha “kendi yolunu açarak ilerleyen” bir alandı.
DJ Festo da tam olarak böyle bir yerden başlıyor kariyerine.
Zaman içinde sadece DJ’lik yapan biri olmaktan çıkıp, elektronik müziğin farklı alanlarında çalışan bir isim haline geliyor.
DJ Festo’nun sahne performanslarında dikkat çeken şey, sadece çaldığı parçalar değil, onları nasıl bir araya getirdiği.
House, electro house, trap ve moombahton gibi türleri kullanarak kurduğu setlerde bir akış var. O akış, sadece müzik değil; bir ritim hikâyesi gibi ilerliyor.
Türkiye’de farklı kulüplerde ve büyük organizasyonlarda sahne alması da onun bu alandaki yerini güçlendiren şeylerden biri.
Ama şunu da söylemek lazım: onun sahnesi sadece kalabalıklarla ilgili değil, müziği nasıl hissettirdiğiyle ilgili.
Benim için Kemal Hacıoğlu’nun en etkileyici tarafı radyo kısmıydı.
Pal FM’deki çalışmaları, prodüksiyon süreci, yayın hazırlıkları… Bunların hepsi dışarıdan görünen DJ kimliğinin arkasında çok daha disiplinli bir yapı olduğunu gösteriyordu.
O dönem şunu fark etmiştim:
Bazı insanlar müziği çalar, bazıları müziği kurar.
DJ Festo ikinci grupta duruyordu.
Radyo programlarında sadece şarkı seçmiyor, bir akış kuruyordu. Dinleyicinin o akışta nerede duracağını, nerede yükselip nerede duracağını hesaplayan bir yaklaşım vardı.
16 yaşında biri olarak oraya gittiğimde “öğreneyim” diye bir niyetim vardı ama aslında ne öğrendiğimi bile tam bilmiyordum.
Kemal Hacıoğlu’nu izlemek bana doğrudan ders gibi gelmedi. Daha çok “bakış açısı” gibi geldi.
Bir seti hazırlarkenki ciddiyeti, bir parçayı seçerkenki sakinliği, müziğe yaklaşırkenki aceleciliği değil sabrı… Bunlar benim o yaşta fark ettiğim ama yıllar sonra anlamı oturan şeylerdi.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu net görüyorum:
Ben o dönem sadece DJ izlemiyordum. Bir çalışma disiplinine bakıyordum.
Kemal Hacıoğlu’nun benim hafızamdaki yeri biraz farklı. Onu sadece bir DJ olarak değil, bir “abi gibi duran insan” olarak hatırlıyorum.
Çünkü bazı insanlar size büyük konuşmaz. Öğüt vermez. Ama yaptığı işi öyle bir şekilde yapar ki, siz farkında olmadan etkilenirsiniz.
Benim için DJ Festo tam olarak böyle biriydi.
Pal FM koridorlarında onu izlerken “ben de böyle bir şey yapmak istiyorum” dediğimi hatırlıyorum ama o “şeyin” ne olduğunu o zaman tam anlatamazdım.
Şimdi daha net:
Ben o zamanlar müzikten çok, bir işin nasıl yapıldığını öğreniyordum.
DJ Festo’nun kariyerine dışarıdan bakınca sahneler, setler, radyo programları görünüyor. Ama biraz daha yakından bakınca daha önemli bir şey çıkıyor: tutarlılık.
Yıllar boyunca müziğe aynı ciddiyetle yaklaşmak, farklı alanlarda üretmeye devam etmek ve kendini sadece tek bir alana sıkıştırmamak…
Bunlar aslında onun kariyerinin görünmeyen ama en önemli tarafı.
Zaman geçti. Ben büyüdüm. Pal FM koridorları geride kaldı. Hayat başka yerlere dağıldı.
Ama bazı insanlar ve bazı dönemler geride kalmıyor. Sadece şekil değiştiriyor.
Kemal Hacıoğlu’nu bugün dinleyen biri belki onu sahnedeki enerjisiyle tanır. Ama ben onu başka bir yerden hatırlıyorum: bir radyonun içinde, işini sessizce ama ciddi şekilde yapan bir insan olarak.
İznik Gazetesi için bu yazıyı kaleme alırken amacım sadece DJ Festo – Kemal Hacıoğlu’nun kariyerini anlatmak değildi.
Asıl mesele, bir insanın başka bir insana fark ettirmeden nasıl yön verebildiğini hatırlatmaktı.
Çünkü bazı insanlar hayatınızda uzun süre kalmaz ama bıraktıkları etki uzun süre sizinle kalır.
DJ Festo benim için tam olarak böyle bir isim.
Bir DJ’den çok, bir dönemin içinden geçen bir iz.
