İznik Gazetesi olarak, müziği yalnızca notalardan ibaret görmeyen; şarkılarının arkasına duygusunu, cesaretini ve k
endi yolculuğunu koyan isimleri sayfalarımıza taşımaya devam ediyoruz.
Ben Vural Korkmaz. Her röportajda, sanatçının yalnızca sahnedeki hâlini değil; o sahneye gelene kadar yürüdüğü taşlı yolu da konuşmayı önemsiyorum.
Bu söyleşide konuğumuz, pop müziğin bağımsız üretim kanadında kendi sesini arayan, az ama net adımlarla ilerleyen bir isim: Sarah Mevsimler.
“Seversin Sen”, “Kapsama Alanı” ve “Bana Öyle Bakma” gibi parçalarla dikkat çeken Sarah Mevsimler’le; müziğe başlama cesaretinden sektöre karşı duruşuna, görünür olma baskısından içsel çatışmalarına kadar pek çok başlığı filtresiz şekilde konuştuk.
Bu röportaj, konfor alanını zorlayan sorularla dolu.
Çünkü biz, sanatçılara “kolay” sorular sormayı değil; gerçek cevapların peşine düşmeyi seviyoruz.
Müzisyen olmaya karar verdiğin o ilk anı net hatırlıyor musun, yoksa bu karar zamanla mı seni içine çekti? O noktada seni en çok korkutan neydi?
Müzisyen olmaya karar vermedim aslında; bu kendiliğinden oldu. Çünkü bence bu, bende olan bir şeydi. Küçüklüğümden beri şarkılar yapıyorum. Bazen ders çalıştığım aralarda çalışma masamda, bazen çok içimden geldiğinde, bazen iş nedeniyle olan seyahatlerimdeki otellerde, bazen duygular çok taştığında kendimi ifade etme şeklime dönüştü sanırım 🙂
“Seversin Sen” senin için bir çıkış şarkısıydı. Peki bu şarkıyı yayınladıktan sonra, “Ben artık geri dönemem” dediğin bir an oldu mu?
“Seversin Sen” şarkım, yaptığım şarkılar arasındaki yelpazede kesinlikle farklı bir yerde, evet. Fakat çıkış şarkım diyemem. Bana göre çıkış şarkısı olması için çok dinlenmesi, şarkının tutması gerekiyor. Şu an özellikle ülkemiz için müzik piyasasında bunu nasıl, ne yöntemlerle dinlenir hâle getirdiğinizin de bir önemi yok üstelik. Sonucun önemi var. Bu da birçok eşitsizlik anlamına geliyor.
Fakat benim tüm eşitsizliklere rağmen kendime güvenim tam ve çok fazla paylaşacağım şarkım var. Dolayısıyla potansiyelimi henüz yansıtabildiğimi düşünmüyorum.
Geri dönmek istedikten sonra dönülür; fakat önemli olan şu ki ben dönmek istiyor muyum 🙂
Tabii ki hayır 🙂
Şarkılarında duygusal bir netlik var ama bu netlik bazen savunmasızlık anlamına da geliyor. İnsanlara bu kadar açık olmayı gerçekten istiyor musun, yoksa bu bir mecburiyet mi?
Günlük hayatımda espritüel, eğlenmeyi, gülmeyi çok seven biri olmamın yanı sıra belki toplumsal gerçekliklerin de etkisiyle savunma mekanizmam çok yüksektir. Özel bilgilerimi paylaşmak istememek de buna dâhil.
Fakat hayatımda kapandığım bunca şeye rağmen açıldığım, duygularımın tüm şeffaflığıyla aktığı o yer şarkılarım. Ve evet, insan bir yerden açılmalı; yoksa çok kapanmak insan ruhuna aykırı. Dolayısıyla evet, şarkılarımda bu kadar açık olmayı istiyorum.
Pop müzik genelde “kolay tüketilen” bir alan olarak görülüyor. Sen kendi müziğinin bu algının neresinde durduğunu düşünüyorsun?
Benim müziklerim de tüketilmesi gerekiyorsa elbette ki tüketilecek. Fakat uzun soluklu olacağına, tüketilmeyeceğine inandıklarım da var.
“Kapsama Alanı” ismi bile başlı başına bir metafor. Sence sen şu an müzik sektöründe gerçekten kapsama alanında mısın, yoksa hâlâ çekmeyen bir noktada mı duruyorsun?
Kendimi kapsama alanının dışında görmek istemem 🙂 Müzik sektöründe evet, kapsama alanı içindeyim. Henüz görünür ve tanınır değilim diyebilirim.
Bağımsız bir müzisyen olmak romantik anlatılıyor ama işin gerçek tarafında en çok yoran şey ne?
Neyi nasıl yapman gerektiğini tam bilememek ve bunun için bir rehberinizin, danışabileceğiniz deneyimli birilerinin olmaması. Yol göstericiniz olmayınca yolu tamamen kendiniz inşa etmek zorunda kalıyorsunuz.
Hiç “Bu şarkıyı daha ticari yapsaydım daha çok dinlenirdi” diye düşündüğün oldu mu? Olduysa, neden vazgeçtin?
Oldu; ama çok gerçek bir cevap vermek istiyorum. Hayat şartları… Kendi ayakları üstünde duran biriyim. Bu da yerine getirilmesi gereken maddi zorunluluklar anlamına geliyor. Ödenmesi gereken kiranız, faturalar varken müziğe gereken yatırımı yapamamak, istediğiniz düzeyde bir şey çıkaramamanıza neden olabiliyor.
Sadece ticari anlamda bir şeyler yapıp müziğin ruhundan da kopmak istemem.
Sosyal medyada görünür olmak ile iyi müzik yapmak arasında bir denge kurabildiğini düşünüyor musun, yoksa biri diğerini istemeden boğuyor mu?
Şu an kurabildiğimi düşünmüyorum. Belki ileride yapabilirim 🙂 İyi müzik yapmak farklı bir tarafta; onu sosyal medyada yansıtıp istediğin şekilde lanse etmek, diğer bir deyişle pazarlamak ayrı bir boyut. Diğer taraftan müziğinizin daha anlaşılır olması açısından görünür olma fikri de mantıklı.
Henüz yolun başındayken eleştirilmek mi daha zor, yok sayılmak mı? Hangisi seni daha çok yaralıyor?
İkisi de… Çünkü ikisini de hak ettiğimi düşünmüyorum. Kendi yolumda, kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum; dolayısıyla bu eleştiriyi ya da yok sayılmayı hak ettiğim bir durum değil gibime geliyor.
Diğer taraftan da hiçbiri etkilemiyor; çünkü kendimin farkındayım. Başkalarına sorarsam fikirlerini önemseyeceğim hâle gelir.
Kendi sesini bulduğunu düşünüyor musun, yoksa hâlâ deneme-yanılma döneminde misin?
Deneme-yanılma demeyelim de gelişme dönemindeyim diyebilirim. Çünkü müzikte var olma sürecinde ve aynı zamanda hayatımı idame ettirme noktasında farklı bir sektörde yoğun olarak çalışıyorum. Henüz istediğim şekilde, büyük ölçüde müziğe odaklanabildiğim bir hayatım yok.
Hiç “Ben bu sektöre ait değilim” dediğin bir gün oldu mu? Olduysa seni o düşünceden geri çeviren neydi?
Benim bildiğim bir şey var ki o da ben müziğe aidim. Şarkılarım bana ait, duygular şarkılarıma ait… Ben o inandığım şeyin peşindeyim. Sektör dediğimiz şey her zaman büyük bir soru işareti yaratabilir. Özellikle bugün dönüp baktığımızda…
Şarkılarının yeterince anlaşılmadığını düşündüğün oluyor mu, yoksa yanlış anlaşılmak da bu işin bir parçası mı?
Ben içimden geldiği gibi yapıyorum; gerisi dinleyiciye kalıyor. Evet, yanlış anlaşılmak da bu işin bir parçası. Ama dinleyicide aynı frekanstan, aynı duygularla dinleyerek karşılık bulması beni mutlu eder tabii ki.
Müzik yaparken mi daha cesursun, yoksa günlük hayatında mı? Sahne seni saklıyor mu, açıyor mu?
Bu çok değişkenli bir durum aslında ama genel olarak müzik yaparken daha cesurum. Sahne ruhuma iyi geliyor ve beni açıyor.
Bugüne kadar çıkardığın şarkılar seni tam olarak yansıtıyor mu, yoksa hâlâ söyleyemediklerin mi çoğunlukta?
Hayır, hayır; beni tam olarak yansıtmıyor. Henüz söylemediklerim çoğunlukta 🙂
Başka sanatçılarla kıyaslanmak seni motive mi eder, yoksa yavaş yavaş törpüler mi?
Başkasıyla kıyaslanamayacak kadar farklı bir çizgide olduğumu düşünüyorum. Müzikal kimliğimin yanı sıra duruşum, hayata bakışım, mücadelem, başardıklarım… Kıyaslamayı da doğru bulmuyorum. Her insan farklıdır; tarzı da, sesi de, aktarmak istedikleri de…
Bir gün çok geniş kitlelere ulaşırsan, bugünkü Sarah Mevsimler’i kaybetmekten korkar mısın?
Hayır, hiç korkmam. Bugünkü Sarah Mevsimler hayatım boyunca benimle olacak.
Dinleyicinin seni “nasıl biri” olarak tanımasını istiyorsun, gerçekten olduğun kişiyle bu örtüşüyor mu?
Galiba en çok iyi biri olarak tanımasını isterim. İyi biri olarak tanınmam, gerçekten olduğum kişiyle örtüşür.
Eğer bugün müziği tamamen bırakmak zorunda kalsaydın, en çok hangi şarkının yarım kaldığını hissederdin?
Herhâlde en son yaptığım pop şarkımın… Daha paylaşmadım 🙂 Paylaştığım zaman “bahsettiğim şarkı buydu” derim 🙂
Ve son olarak: Sarah Mevsimler için müzik bir hedef mi, yoksa bu hayatta tutunabildiği tek yer mi?
İkisi de… Müziğin benim için bir hedef olması ve hedefimin bu kadar güzel olması harika bir şey bence 🙂
Günümüzde adaletsizlikler oluyor maalesef ve bunu insan olarak kaldırmak zor olduğunda; müziğe, sanata yakınken kendimi daha iyi hissediyorum.
Bu benim ilk röportajım. Bu yüzden her zaman en özel yerde olacak 🙂 Ve ne şanslıyım ki özellikle ilk röportajımda bu kadar teknik olarak her detayı irdeleyen ve okuduğumda içsel yolculuğumu da aydınlatacak kadar özenli, güzel sorular sordun; çok teşekkür ederim 🙂
İşine bu kadar saygı duyup layığıyla yapan bir gazeteciyle röportaj yapmış olmaktan çok mutlu oldum. Madem bu benim ilk röportajım; ilk röportajıma özel, düzenlemesini Emre Parlar’ın, aranjesini Anıl Umut’un yaptığı; söz ve müziği bana ait yeni şarkım “Çilek” çok yakında dinleyiciyle buluşacak; bunun haberini de ilk buradan vermiş olayım 🙂
Tüm İznik Gazetesi okurlarına sevgi ve selamlarımla 🙂
Sarah Mevsimler’le yaptığımız bu söyleşi, yalnızca bir müzisyenin şarkılarını değil; o şarkıların ardında duran sorgulamaları, kırılganlıkları ve cesareti de görünür kılıyor.
Bazen bir şarkı üç dakikadır ama ona giden yol yıllar sürer.
İznik Gazetesi olarak biz, bu yolun henüz başında olan ama adımlarını bilinçle atan sanatçıların hikâyesini anlatmayı önemsiyoruz. Çünkü müzik, yalnızca duyulan değil; yaşanan bir şeydir.
Ve bazı sesler vardır…
Henüz çok yüksek çıkmazlar ama gerçek oldukları için yankıları uzun sürer.
