İZNİK ÇİNİLERİNİN KARDEŞLERİ  AZULEJOLAR


Uygarlıklar, savaşlar, göçler, ticaret ve  sanat gibi nedenlerle birbirleriyle etkileşimde bulunmuş ve kültürel birikimlerini birbirleriyle paylaşmışlardır. Pişirilmiş toprağın üzerine süslemeler yapılıp sırlanmasıyla oluşturulan çini, uygarlıklar arasında gerçekleşen sanatsal etkileşimlerin en önemlilerinden biri olmuştur. Çin’de doğan bu sanat,  tüm Asya ve Avrupa  sanatına etki etmiştir.  XVI. yüzyılda İznik çinileriyle zirveye ulaşmış olan bu sanat, Rönesans Avrupa’sını etkilemiştir. Mağribiler sayesinde, farklı isimlerle de olsa  İber Yarımadası nda da yayılmıştır

“Azulejo”, İspanya ve Portekiz’de çiniyi tanımlamak için kullanılan bir kelimedir. XIII.yüzyıldan beri bu iki ülkede duvarları, çeşmeleri, kaldırımları, tavanları, kubbeleri, banyoları ve şömineleri kaplamak ve süslemek için sıklıkla kullanılmaktadır.

Bizde sadece cami, saray gibi önemli eserler çinilerle süslenirken, Lizbon’un neredeyse tüm sokaklarının çiniyle kaplı oluşu insanı etkiliyor.

 

Azulejo Arapça, (الزليج – al zulayc) bir taş boyama sanatı olan Zellige‘den türetilmiştir.yani, “parlak/cilalı taş” demekmiş..   Kelime, sıkça söylendiği gibi “azul” mavisi değil “küçük cilâlı taş” anlamına gelen Arapça “el züleyha”dan gelir.

Çinilerin İber Yarımadası kültürüne girişi, Arapların Avrupa kıtası maceraları sayesinde olmuş. İspanya’nın Endülüs bölgesine büyük bir kültürel miras getiren Mağriplilerin, bugün en güzel örneklerini Elhamra Sarayı’nda görebileceğiniz çinileri, Portekiz Kralı I. Manuel ilk kez 1503’te, Sevilla’ya ziyareti sırasında görmüş ve çinileri Portekiz’e getirilmesini sağlamış. 1920 de İspanya yı ekonomik anlamda güçlendirmek için Sevilla da kurulan Fuarda  “Plaza de Espana” da  tüm alanların da farklı ebatlarda çiniler kullanılmıştır.

Portekiz’de azulejolar sadece görsel bir güzellik olarak değil, döşendikleri Akdeniz evlerini serin tutabildikleri için aynı zamanda mimari bir araç olarak kullanılıyorlar. Dolayısıyla Portekiz’de bu çinileri kiliseler, sarayların yanı sıra neredeyse her evin dış duvarlarında, okullarda, istasyonlarda, restoran ve barlarda görebiliyorsunuz.

Azulejolar , 1950’lerde Lizbon’un ilk metro istasyonu sırasında mimarlar hem az bakım gerektiren hem de insanları dış dünyadan ayırmayacak, soğuk olmayan bir iç tasarım peşine düşünce cevabı azulejolar da bulmuşlar ve böylece  azulejolar Portekizlilerin hayatına tekrar girmiş.

Bütün bunlara rağmen,  Lizbon da Gülbenkyan Müzesi’ nde ki İznik Çinileri de İber Yarımadası’nın tüm çinilerine/ azulejolarına meydan okurcasına müzenin salonlarında varlıklarını inadına sürdürmektedirler

Dünyada birçok ülke, çinilerin dekoratif olarak kullanıldığı kendine has çini sanatlarına sahip; fakat yalnızca Portekiz’de çiniler artık binaların bir yapı malzemesi gibi vazgeçilmez bir parçası. O halde çini kültürüne aşina bizlere de çini sanatına yeni bir gözle bakmamız gerekecek.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here