BİR HOBBİT’İN ADIMI, DÜNYANIN KADERİ

0

Bazı filmler vardır; vizyona girer, izlenir, konuşulur ve zamanla unutulur.
Bazıları ise yıllar geçtikçe büyür, anlam kazanır, kuşaktan kuşağa aktarılır.
Hobbit: Beklenmedik Yolculuk, işte bu ikinci türün en güçlü örneklerinden biridir.
Bugün bu köşede yalnızca bir filmden söz etmiyoruz. Bugün bir ruh hâlinden, bir çağdan, bir sinema geleneğinden söz ediyoruz. Çünkü Hobbit, yalnızca Orta Dünya’ya açılan bir kapı değil; sinemanın neden hâlâ büyülü olduğunu hatırlatan bir eserdir.

Her şey son derece sıradan bir sabahla başlar. Bilbo Baggins’in evi tertiplidir, hayatı düzenlidir, geleceği bellidir. Onun dünyasında sürprizlere yer yoktur. Zaten Bilbo’ya göre sürprizler, başlı başına bir problemdir.
Shire, yalnızca bir coğrafya değildir. Shire; güvenli alanın, alışkanlıkların, “böyle gelmiş böyle gider” düşüncesinin simgesidir. Ve bu yönüyle son derece tanıdıktır. Çünkü Shire, aslında hepimizin hayatındaki konfor alanıdır.
Gandalf’ın gelişiyle birlikte bu düzen sarsılır. Cüceler birer birer kapıdan girerken, Bilbo’nun iç dünyasında da bir karmaşa başlar. Gitmek ister ama korkar. Kalmak ister ama içinde bir ses susmaz.
İşte bu noktada Hobbit, fantastik bir hikâye olmaktan çıkar. Çünkü bu an, izleyiciye aittir.
Hepimiz hayatımızın bir yerinde o kapının önünde durduk.

Filmin adı rastgele seçilmemiştir. “Beklenmedik Yolculuk”, yalnızca hikâyenin değil, hayatın da özetidir. En büyük dönüşümler çoğu zaman planlanmaz. Gelir ve sizi yerinizden kaldırır.
Bilbo’nun yolculuğu, epik bir kahramanlık masalı değildir. O, zorunlu bir büyümenin hikâyesidir. Korkarak atılan adımların, sessiz cesaretin, fark edilmeden büyüyen bir gücün anlatısıdır.
Bilbo’nun en büyük silahı kılıcı değildir.
Onun silahı insan kalabilmesidir.

Goblin tünellerinde geçen Gollum sahnesi, bu filmin kalbidir. İki yalnız varlık, karanlığın içinde karşı karşıya gelir. Bu sahne yalnızca bir gerilim sahnesi değildir; ahlaki bir kırılma noktasıdır.
Bilbo’nun Gollum’u öldürmemesi, Orta Dünya’nın kaderini belirleyen en sessiz ama en güçlü karardır. Tolkien’in evreninde kader, çoğu zaman kılıçla değil; merhametle şekillenir.
Bu sahne bize şunu söyler:
Dünyayı kurtaranlar her zaman güçlü olanlar değildir.
Bazen en büyük değişim, yapmamayı seçtiğimiz şeylerle gelir.

Thorin Oakenshield, Hobbit’in en trajik karakteridir. O, geçmişi omuzlarında taşıyan bir liderdir. Erebor onun için bir şehir değil, bir kimliktir.
Thorin’in öfkesi, kaybın ürünüdür. Onun sertliği, yaşadığı yıkımın sonucudur. Bu yüzden Thorin, yalnızca bir kahraman değil; bir uyarıdır.
Film, Thorin üzerinden şu soruyu sorar:
Geçmişi geri almaya çalışırken, bugünü feda etmeye değer mi?
Bu soru, Hobbit’i basit bir macera filminden çıkarır ve onu zamansız kılar.

“Misty Mountains” sahnesi, sinema tarihinin en etkileyici anlarından biridir. Cücelerin sesi yükselirken, izleyici şunu anlar: Bu yolculuk neşeli bir macera olmayacak.
Bu bir ağıttır.
Kaybedilen evlerin, yıkılan krallıkların, unutulmayan acıların ağıdı…
Howard Shore’un müzikleri burada yalnızca eşlik etmez; anlatır.

Peter Jackson, Hobbit ile bir kez daha sinemada “dünya kurma” sanatının zirvesine çıkar. Orta Dünya, bir film evreni değil; yaşayan bir coğrafyadır.
Hobbiton’un sıcaklığı, Rivendell’in dinginliği, dağların sertliği… Hepsi izleyicide bir aidiyet duygusu yaratır. Bu yüzden Orta Dünya’dan ayrılmak zordur.
48 fps tartışmaları zamanla unutulur. Ama his kalır. Çünkü bu film, teknikten çok duyguya yatırım yapar.

“Hobbit: Beklenmedik Yolculuk”, salon sinemasının hâlâ güçlü olduğu bir dönemin simgesidir. Fragmanların olay olduğu, filmlerin beklenildiği yılların…
Bu film, izleyiciyle bağ kurar. Çünkü yalnızca bir hikâye anlatmaz; bir anı yaratır.

“Hobbit: Beklenmedik Yolculuk”, sinema tarihinin en büyük filmleri arasında yer almayı fazlasıyla hak eder. Çünkü o, yalnızca gözlere değil; kalbe hitap eder.
Bilbo Baggins bize şunu hatırlatır:
Cesaret bağırmaz.
Kahramanlık her zaman fark edilmez.
Ama doğru adım, her şeyi değiştirir.
Ve belki de bu yüzden, yıllar sonra bile o kapının çalmasını isteriz.
Çünkü bazı yolculuklar beklenmedik olur.
Ama en çok onlar hatırlanır.

 

Leave A Reply

Your email address will not be published.