MÜZİĞİN RİTMİYLE YAŞAYAN BİR İSİM: KAAN GÖKMAN

0

Bazen bir insanı anlatmaya başlarsınız ve fark edersiniz ki aslında sadece bir kariyeri değil, bir tutkuyu anlatıyorsunuz. Çünkü bazı insanların hayatında yaptıkları iş ile ruhları arasında görünmez ama güçlü bir bağ vardır. İşte sevgili Kaan Gökman benim için tam olarak böyle bir isim.

Kaan Gökman ile ilk tanışmamız İstanbul’da, Pal Medya stüdyolarında gerçekleşmişti. O gün aslında sıradan bir tanışma gibi başlayan sohbet, kısa süre içinde müzikten, radyodan ve yılların getirdiği deneyimlerden konuştuğumuz sıcak bir muhabbete dönüşmüştü. İlk dikkatimi çeken şey ise şuydu: Uzun yıllardır müzik sektörünün içinde olmasına rağmen, hâlâ aynı heyecanı taşıyan bir insanla karşı karşıyaydım.

Bazı insanlar vardır; yıllar geçtikçe meslekleri alışkanlığa dönüşür. Ama bazı insanlar vardır ki, yaptıkları işi hâlâ ilk günkü gibi sever. Kaan Gökman da işte o ikinci grupta yer alanlardan biri.
2023 yılında beni kırmayıp podcast serimize konuk olduğunda bunu bir kez daha hissettim. Sohbet ederken yalnızca bir DJ ile değil; müzikle büyümüş, müzikle yaşamış ve müziği gerçekten hayatının merkezine koymuş bir insanla konuşuyorduk. Bu yüzden öncelikle kendisine gönülden teşekkür etmek isterim.

Ama gelin şimdi biraz daha yakından bakalım: Kaan Gökman kimdir ve bu yolculuk nasıl başladı?

Kaan Gökman’ın hikâyesi Trakya’nın o güzel ve tarih kokan şehirlerinden biri olan Edirne’de başlıyor. Her sanatçının hayatında küçük bir başlangıç noktası vardır ya… İşte Kaan’ın hayatındaki başlangıç noktası da müzikle kurduğu o erken bağ.
Genç yaşlarda müziğe duyduğu ilgi zamanla bir meraktan çok daha fazlasına dönüşür. Çoğu genç müziği dinlemekle yetinirken, Kaan Gökman müziğin içinde olmayı seçer.
Henüz 16 yaşındayken hem radyo DJ’liği hem de club DJ’liği yapmaya başlaması aslında onun hikâyesinin ne kadar erken başladığını gösteriyor. O yaşlarda mikrofon başına geçmek, müzik seçmek, insanlara ritimlerle bir atmosfer kurmak… Bu deneyim, onun hayatının yönünü belirleyen en önemli adımlardan biri oldu.
Bu tutkusunu akademik olarak da geliştirmek isteyen Gökman, İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünden mezun oldu. Böylece müziğe olan sevgisini sadece sahnede değil, eğitimle de pekiştirmiş oldu.

Türkiye’de özel radyoların açıldığı yılları hatırlayanlar bilir; o dönemler radyolar sadece müzik çalan yerler değil, aynı zamanda yeni seslerin doğduğu alanlardı. DJ’ler dinleyiciler için adeta birer rehberdi.
Kaan Gökman da tam o dönemde mikrofon başına geçti.
Yıllar içinde Power Group, Nar Group ve Pal Medya gibi Türkiye’nin önemli medya kuruluşlarında hem DJ hem de yönetici olarak görev aldı.
Başta Power FM olmak üzere Türkiye’nin en popüler yabancı müzik radyolarında yaptığı yayınlar sayesinde binlerce insanın hayatına dokundu. Ama o sadece mikrofonun önünde değildi. Radyoların prodüksiyon departmanlarında çalışarak işin mutfağını da yakından öğrendi.
Kısa süre sonra radyolarda küçük remixler üretmeye başladı. O dönem belki küçük denemeler gibi görünen bu çalışmalar, zamanla büyüyerek profesyonel projelere dönüştü.
Yıllar içinde radyolarda genel yayın yönetmenliği gibi önemli görevler üstlenmesi, onun sektörde ne kadar güvenilen bir isim olduğunu da gösteriyor.
Bugün hâlâ Pal FM’de müzik ve yayın müdürlüğü görevini sürdürüyor. Yani müzik onun için geçmişte kalan bir hikâye değil; hâlâ devam eden canlı bir yolculuk.

Kaan Gökman’ın müzik yolculuğu yalnızca radyolarla sınırlı değil. Aynı zamanda üretmeyi seven bir müzisyen.
2010 yılında EMI etiketiyle yayımladığı “This Is Hit” adlı solo albümü, önce Türkiye’de ardından 48 ülkede yayımlandı. Bu albüm özellikle Arap ülkelerinde oldukça büyük bir ilgi gördü. Bir DJ için müziğinin farklı coğrafyalarda dinlenmesi, şüphesiz çok özel bir duygudur.
Bu başarının ardından gelen “Gir Kanıma” ve “Benden Olsun” adlı single çalışmaları da radyo ve club playlistlerinde kendine önemli bir yer buldu.

Kaan Gökman’ın kariyerinde önemli bir yere sahip olan projelerden biri de Harem projesidir.
2003 yılında kurulan bu grup, tribal ve ethno dans müziğini modern elektronik sound’larla bir araya getiren oldukça özgün bir projeydi.
Harem, üç başarılı albüm yayımladı ve dünyanın birçok farklı ülkesinde düzenlenen festival sahnelerinde performans sergiledi. Bu proje sayesinde Kaan Gökman’ın müziği sadece Türkiye’de değil, uluslararası sahnelerde de kendine yer buldu.
Bunun dışında Serdar Şenel & Kaan Gökman – The Project ve Turkish Delight gibi proje albümleri de müzikseverlerle buluştu.

Kaan Gökman’ın müzik dünyasındaki üretimi yalnızca kendi projeleriyle sınırlı değil. Aynı zamanda birçok ünlü sanatçının albümünde düzenleme ve remix çalışmalarıyla yer aldı.
Başta Soner Sarıkabadayı, Sinan Akçıl, Hande Yener, Ayşe Hatun Önal ve Burcu Güneş gibi birçok sevilen sanatçının projelerinde onun imzasını görmek mümkün.
Bu da aslında müzik sektöründe ne kadar geniş bir üretim alanına sahip olduğunu gösteriyor.

2014 yılında kurduğu Bukalemun Music adlı dijital label ise onun müziğe olan bakışını daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Bu şirket yalnızca bir müzik platformu değil; aynı zamanda yeni yeteneklerin keşfedildiği bir alan. Genç sanatçılar için bir kapı, yeni projeler için bir üretim alanı.
Aranjman, DJ workshop, organizasyon, jingle ve reklam müziği gibi birçok alanda faaliyet gösteren Bukalemun Music, Kaan Gökman’ın müziğe ne kadar geniş bir perspektiften baktığını gösteriyor.

Kaan Gökman’ın sahnede en çok dikkat çeken yönlerinden biri de tribal ve ethno dans müziği konusundaki güçlü hakimiyeti.
Türkiye’de ve yurtdışında birçok festivalde, özel partide ve etkinlikte sahne alan Gökman, setlerinde farklı kültürlerin ritimlerini bir araya getirerek dinleyicilere adeta bir müzik yolculuğu yaşatıyor.
Onu sahnede izleyenler genelde aynı şeyi söyler:
Kaan Gökman sadece müzik çalmıyor, bir atmosfer kuruyor.

Yaklaşık 20 yılı aşan bir müzik kariyeri…
Radyolar, albümler, remixler, festivaller…
Ama bütün bunların ötesinde benim için Kaan Gökman’ı özel kılan şey şu: samimiyeti.
Çünkü bazı insanlar sektörde başarılı olabilir. Ama bazı insanlar vardır ki hem başarılıdır hem de insan olarak kalmayı başarır. İşte Kaan Gökman bu ikinci gruba girenlerden biri.
Bugün hâlâ aynı heyecanla müzik üretmeye devam ediyor. Yeni projeler, yeni fikirler ve yeni sahneler… Yani müzik onun hayatında hâlâ ilk günkü gibi canlı.
Benim için ise bu hikâyenin en güzel tarafı şu:
Bir DJ’i değil, müziğe gerçekten gönül vermiş bir insanı tanımış olmak.
Ve içimden şöyle bir cümle geçiyor:
Bazı insanlar müziği meslek olarak seçer…
Bazıları ise müzikle yaşamayı seçer.
Sevgili Kaan Gökman, işte tam olarak o ikinci grupta yer alıyor.

Leave A Reply

Your email address will not be published.