Yazı Detayı
09 Ocak 2018 - Salı 11:58
 
TENCERE DİBİN KARA
Şefik Akın
 
 

“Biz, bize benzeriz”

Bu sözü çok duymuşsunuzdur.

İlk bilgisayarın çok büyük olduğunu, normal bir odaya sığmadığını biliyor muydunuz?

İşte, o bilgisayar her dilde, her şeyi bilen, bilmediği olmayan bir donanıma sahipmiş. Bilim adamları, mucidleri bu müthiş eseri Dünya basınına tanıtım toplantısı yaparlar. Toplantıda, bu cihazı her yönü ile tanıtırlar. Basın mensuplarına da hangi dilden olursa olsun, aklınıza ne geliyorsa sorun derler.

Basın mensupları bu büyük buluş karşısında o an akıllarına ne gelirse sorarlar ve hepsine de cevap alırlar. Türk gazeteciye de sende Türkçe sor bakalım, ne cevap verecek derler. Bizim gazeteci bilgisayara selam verir, cevabı tamamdır. Halini sorar, nasılsınız der, bilgisayar cevap verir. –İyiyim, teşekkür ederim. Oh, harika derler. Türkçe de biliyor derler. Gazeteciye daha da zor sor derler. Bizimkisi eğilir, sorar: -Daha daha nasılsınız.

Ah, bilgisayar cevap vermez. Hah derler, sözde her şeyi biliyormuş, laf. Bakın soruya cevap veremiyor. Hemen teknik elemanlar, bilgisayarı baştan aşağı kontrol ederler, her tarafına bakarlar. Her şey tamam, ama soru cevapsız kaldı. Dönerler bizim gazeteciye sorarlar: yahu arkadaş sen bu alete neyi sordun da cevap veremedi. Sahi ne sormuştun. Bizim gazeteci, şey der, tekrar sorun dediniz ya, bende – daha daha nasılsın, diye sordum.

Bilgisayarı bile yanıltan bizim fındık beyinli insanımızdır. Bilgisayara ilk sorduğun soru ile cevabını aldın, daha neyi dönüp tekrar soruyorsun. Başka şey soramaz. Neden? Çünkü, bizim kıvrak zekamız başka şey bilmezde ondan.

Dikkat edin, karşılaştıklarımızla nasıl konuşuruz, şöyle: - ooo Ahmet nasılsın yahu, hiç görünmüyorsun? Cevap: İyiyim, iyiyim. Allah’a şükür iyiyim. Pek çarşıya çıkmıyorum, eh işte yuvarlanıp gidiyoruz. Tekrar sorarız: nasılsın, nasıl, sağlığın ne alemde? Pes yani.

Bir başkası ile de aynı şekilde, bir öteki ile de aynı şekilde konuşuruz.

Ölçümüz, kapasitemiz bu kadar. Ötelerini karıştırırsan başlarsın dedikoduya.

Yani hayatımızın büyük bir kısmı böyle geçiyor. Farklı bir şey düşünemiyoruz. Üç-beş cümle ile günü tamamlıyoruz.

Hani, televizyon izleyin desem orada da hep aynı teraneler.

Alt yazılar.

 

28 Ekim 2017 saat 23,00 OLAY TV

 

-          Kilis’teki Öncüpınar sınır kapısı yeniden açıldı.

-          Konya’da Fetö’nün avukat yapılanması davası.

-          Bursa’da dolandırıcı şoku: 82 yaşındaki adamın 125 bin lirasını çaldılar.

-          Yaz saati devam edecek.

-          Antalya film festivali: En iyi film “Melekler Beyaz Giyer” ödülü aldı.

-          C.Başkanı Konya’da konuştu: Mesajların hepsini aldık. Ekonomi silahını kullanıyorlar.

-          Melih Gökçek 23 yıldır sürdürdüğüm görevimden istifa ediyorum. Emir demiri keser. Erdoğan’ın istifa talebini yerine getiriyorum.

-          Erdoğan’dan 29 Ekim mesajı: Cumhuriyetimize hayat veren ruh dimdik ayakta.

-          Başbakan Yıldırım’dan 29 Ekim mesajı: Hiçbir terör faaliyeti hedefine ulaşamayacak.

-          Kılıçdaroğlu’ndan mesaj: Milletin egemenliğini bir dikta egemenliğine dönüştürmek isteyenler başaramayacaklar.

-          Başkentte IŞID Operasyonu: 55 yabancı uyrukludan 49’u yakalandı.

-          İspanya: Bağımsızlık kararına karşı Katolonyayı doğrudan yönetme kararı aldı.

-          AB Bakanı Çelik: Katalon bağımsızlık kararını meşru kabul etmiyoruz.

Bu haberler bir günün ardından bir TV kanalının haber yazıları, ekranın altında geçenler.

Oturun şimdi açın bir TV kanalını izlemeye başlayın bu haberlerin benzerlerini dinleyeceksiniz. Alt yazıları okuyun. Yine aynı kişiler, üç-beşi biraz değiştirilmiş aynı haberler.

Neden böyle? İşin kolayı bu.

Türkiye’de insanlar bir şeyler yapmak için akıllarını kullanmıyorlar. Hatta, söylenenleri, yazılanları acaba doğrumu diye bile düşünmüyorlar.

Daha da beteri sempatisi olduğu siyasi eğilimin lideri veya üst kademesinden biri çıkıp “.... bu böyledir” diyorsa, hemen onu kabulleniyor. Acaba söylediği doğrumu diye aklından bile geçirmiyor. Oysa o siyasinin söylediğini birazcık düşünse – Yahu, söylediği doğru değil, demesi gerekir ama bunu yapmıyor, yapmak zor geliyor.

Onun için günlük iki lafın ötesinde dağarcığımıza bir şey koymuyoruz.

Biliyor musunuz, Dünyada nüfus oranına göre en çok Alzaymır hastalığına yakalananlar Türklermiş. Neden? Zekalarını kullanmadıkları için.

Gelin bir fıkra ile sözü bitirelim. İnsan beyinleri kalite ve kapasitesine göre satılığa çıkarılmış. Bu Almanya beyni kaç para 300 Mark, bu İngiliz beyni kaç para 500 Sterlin, bu Fransız beyni kaç para 600 Frank filan böyle teşhir salonunda sıralandırılmış. Bir kenarda 5000 TL’li bir fiyatı olan beyin var, niye bu beyin çok pahalı? – O Türk beyni demişler. Neden pahalı? Cevap – Az kullanılmış, yani sayılır. Az yan tarafta bir beyin daha var ama o 10 bin lira. Yahu bu beyin kimin, niye bu kadar pahalı derken cevap gelmiş. – o Temel’in beynidir, hemen hemen hiç kullanılmamıştır, sıfır kilometredir, istediğin kadar kullanabilirsin.

Hoşça kalın.

 
Etiketler: TENCERE, DİBİN, KARA,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Aralık 2017
YIKMAYIN
05 Aralık 2017
RÜZGAR GİBİ GEÇTİ!
07 Kasım 2017
NEREDEN GİDECEĞİZ
31 Ekim 2017
CUMHURİYETİN ÖNEMİ
30 Ekim 2017
FARKINDAMIYIZ
10 Ekim 2017
İZNİK NE ALEMDE
04 Ekim 2017
“GÜLDÜRME BENİ HARİCİYE”
25 Eylül 2017
GÖL
07 Eylül 2017
Bayram ve İnsanlar...
14 Ağustos 2017
ÇİŞ MESELESİ
09 Ağustos 2017
VERGİLİ YOLLAR
31 Temmuz 2017
ELÇİYE ZEVAL OLMAZ
28 Temmuz 2017
Lozan ve Sakal
17 Temmuz 2017
DEVİR Mİ DEĞİŞTİ
30 Haziran 2017
KAZA - GAZA - BELA
12 Haziran 2017
Büyük Günah...
20 Mayıs 2017
14 MAYIS
08 Mayıs 2017
ACELE GİDEN...
03 Mayıs 2017
OLMUYOR
25 Nisan 2017
23 NİSAN 1920'DEN 2017'YE
18 Nisan 2017
NE OLACAK ŞİMDİ?
03 Nisan 2017
ZORLA ZOR
01 Mart 2017
HAK’KIN SUİSTİMALİ
06 Şubat 2017
CHİP’Lİ KİMLİK
06 Şubat 2017
DERS OLUR MU?
06 Şubat 2017
AĞANIN KIZI EVLENMİŞ
07 Aralık 2016
38 MİLYON TOPRAK OLDU
22 Kasım 2016
AK KAŞIK MIYIZ !
15 Kasım 2016
“Evlen Benimle”
01 Kasım 2016
TEHDİT
31 Ekim 2016
BAHÇESİZ DEVLET
22 Ekim 2016
ADAMO'NUN PLAĞI
22 Ekim 2016
ELMA KAÇ KURUŞ
27 Eylül 2016
DEVLETTE DEVAMLILIK
20 Eylül 2016
AĞIR FATURA
20 Eylül 2016
Siyaset Yine Duraksıyor
15 Ağustos 2016
İHTİLALLERİN ETKİSİ
26 Temmuz 2016
YASSIADAYA DOĞRU
25 Temmuz 2016
SON DERS
14 Haziran 2016
BİTMEYEN YOL
30 Mayıs 2016
“HERKESİN HÜKÜMETİ”
24 Mayıs 2016
DELEGEYE ÇAY DÖK
18 Mayıs 2016
KARTALLAR YÜKSEK UÇAR
25 Nisan 2016
DALYA
12 Nisan 2016
BİRAZ DÜŞÜN
12 Nisan 2016
YİNE YAZ GELDİ
29 Mart 2016
MEVSİMLER BİLE DEĞİŞTİ
22 Mart 2016
TEDİRGİNLİK
15 Mart 2016
SAHİPSİZ ANKARA
09 Mart 2016
77 BİN ADIM
01 Mart 2016
İKLİMLEME
23 Şubat 2016
ÇİŞ ETMEYELİM Mİ?
16 Şubat 2016
MANZARALAR- KORKUNÇ
09 Şubat 2016
KİM NE YAPIYOR!
08 Şubat 2016
ACAR'ın SAL'I
26 Ocak 2016
ÇİRKİN OYUNLAR
26 Ocak 2016
TERS BAĞLANTI
12 Ocak 2016
HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI
29 Aralık 2015
"DURMAK YOK"
22 Aralık 2015
SİSTEM BÖYLE
15 Aralık 2015
YAPIYORUM-BOZUYORUM
12 Aralık 2015
GERGİN ORTAM
17 Kasım 2015
PARİS'TE SON TANGO
10 Kasım 2015
TASMALI KÖPEK
09 Kasım 2015
"YAVRU MUHALEFET"
20 Ekim 2015
ÖLÜM SESSİZLİĞİ
13 Ekim 2015
"BEN, BEN" DİYENLER
06 Ekim 2015
DEĞERLER DEĞİŞİR Mİ?
22 Eylül 2015
YIPRANMIŞ İNSANLAR
15 Eylül 2015
TURİZME KAPALI ŞEHİR
08 Eylül 2015
KAHREDEN GÜNLER
01 Eylül 2015
KİRLİLİK
25 Ağustos 2015
KABAHAT SICAKLARDA
18 Ağustos 2015
TATİL VE DİNLENCE
04 Ağustos 2015
SAĞLIKTA İZNİK- 60 YIL
28 Temmuz 2015
DEMİREL'İN HAFIZASI
21 Temmuz 2015
BAYRAM GÜNDEMİ
07 Temmuz 2015
İZNİK GÖLÜ VE SULAMA
23 Haziran 2015
BİR YILDIZ KAYDI
15 Haziran 2015
…… HAZIRMIYIZ!
09 Haziran 2015
KİM KAZANDI
02 Haziran 2015
……. GÜL KURUTTUM
25 Mayıs 2015
Dananın Kuyruğu
19 Mayıs 2015
KENEF MESELESİ
04 Mayıs 2015
SELAMSIZLAR BANDOSU
07 Nisan 2015
ÇİFTÇİ KENDİNE GEL
23 Mart 2015
NEREDEN NEREYE
17 Mart 2015
İHANETİN İTİRAFI
10 Mart 2015
OYUN AYNI OYUN
03 Mart 2015
GAZETELERDEN
23 Şubat 2015
MÜZEYYEN SENAR
Haber Yazılımı